Android işlemcili telefon gerçeği

Adamın telefonda kullandığı en ileri teknoloji SMS olmasına rağmen, konuya orta yerinden giriyor: Android işlemcili telefonlar çok güzel bak, ayfonlar iyi değil. “Nasıl güzel mesela” diyorum. Android işlemciye girmiyorum bile dikkat ederseniz. Sorduğum soru net; nasıl güzel? Ya güzelmiş işte bunlar, ben pek anlamam diyor.
Şimdi bir konuda yurdum insanına bilgilendirme yapmayı boynumun borcu olarak görüyorum. Android bir işlemci değil. İşlemci dediğiniz şey intel core i7, intel dual core gibi fiziksel bir parça. Android ise bir işletim sistemi. Nasıl bilgisayarınızda çalıştırdığınız bir Windows sürümü varsa, bu da telefonunuzda çalışan Windows işte. Bir babaanneye anlatır gibi anlatıyorum ki herkes anlasın.
Bir süre sonra “android işlemcili telefonlar güzelmiş” diyen adamda en kral Android işletim sistemli telefon olması da senin benim gibi teknoloji delisi adamın içini acıtıyor tabii. Telefon arama yapsın bana yeter diyor sorunca. Akıllara zarar. Şimdi belki sen diyeceksin ki “sana ne, para adamın parası, alır kullanmaz”. Doğru, haklısın. Ama bir düşün bak, ben de haklıyım.
Ben Nokia e72 kullanıyorum. Bu yoklukta, ortalama bir Android kullanıcısına göre teknolojik açıdan belki de daha fazla yararlanıyorum bu cihazdan. Twitter, Facebook, Foursquare, Gmail, QR Reader, Youtube, WhatsApp, Skype, eBuddy, Joikuspot ve daha onlarca uygulamayı aktif olarak kullanıyorum. Ama onlarca diyebiliyorum ancak dikkat ederseniz. Çünkü Nokia, neredeyse tüm telefonlarında Symbian işletim sistemi kullanıyor ve bu işletim sistemi için doğru düzgün yeni uygulamalar geliştirilmiyor.
Android dünyasını da bilgisayarıma kurduğum sanal android makine üzerinde denemeler yaparak takip ediyorum. Birkaç gün önce Google’da “nexus 4” diye arama yaptığımda, Nexus’un kendi sitesinden sonra karşıma çıkan ilk site dikkatimi çekti. Sitenin adı AndroidPIT. Başta amatör bir Android blogu olduğunu düşündüm ama biraz inceleyince fark ettim ki bu site 8 dilde yayın yapan ve Android’le ilgili en güncel Türkçe bilgileri veren oldukça profesyonel bir site. Böylece sık kullanılanlarım arasındaki yerini de aldı işte.
Android’in en sevdiğim özelliği, kontrolü tamamen kullanıcıya bırakması. Telefonunuz ya da tabletinizle ne yapıyor olursanız olun, ekranı üst taraftan aşağı doğru sürüklediğinizde karşınıza bir kontrol paneli geliyor. Oradan bluetooth, 3g, wi-fi, gps gibi ana veri kaynaklarını tek dokunuşla açıp kapatabiliyorsunuz. Gerçi benim Nokia’nın el feneri özelliği var. O en süper teknoloji bence :)
Bu yazıyı sevdiklerinle paylaş:FacebookTwitterWhatsApp
Yazan
Sezer İltekin
Yazıya bir yorum yap

11 Yorum
  • Sonunda yorum yapmak nasip oldu. Sonunda diyorum çünkü
    dünden beri yorum yapamadığıma yanıyorum. Sonunda dedim ama bloğunuzu da dün
    keşfettim zaten. Ama içeriğin %60’ına hakimim diyebilirim J Dünden beri neden yorum
    yapamadım ona geleyim. Eminim herkes merak ediyor J Blogunuzu dün kaybolduğumuzu
    sandığım bir anda buldum. İlginç geldi. Okumaya başlayınca cazip geldi falan. Tabi
    dün iş yerinde olduğum için rahat rahat yorum yazamadım. Gerçi şuan da iş
    yerindeyim J
    Akşam da telefondan yazdığım o şahane yorumumu gönderemeden yanlışlıkla sildim.
    Hırs yaptım o yorum buraya yazılacak dedim. Tam da taze taze bir yazı
    yayınlanmış. Ne de iyi olmuş. Aslında ben de yurdum insanı gibi girer, çıkar,
    okur, kendimce yorum yapar ama yayınlamam. Dün utandım valla. Asıl söylemek
    istediğimi unuttum. Şimdi yazacağım şeyler asıl söylemek istediklerim mi ondan
    da emin değilim.

    Facebook’un Türkiye’de ilk yaygınlaşmaya başladığını
    duymamışım bile. Çığır açtığı bir dönemde arkadaşlarım tarafından ısrarla
    kullanmam gerektiği söylendiğinde nasıl korktum anlatamam. O zamanlar bir de
    İngilizce. Gel zaman git zaman korkularımdan kurtulan ben baktım aktif bir
    Facebook kullanıcısıyım. Facebook amele yurduna döndüğü zamanlar da imdada bir
    yenisi yetişti “Twitter”. Hay Allah razı olsun senden! Saçma sapan profil
    fotoğrafları olmayacak, en güzel paylaşımının altına gıcık bir akraban gelip “nasılsın
    tatlım?” demeyecek, saçma sapan oyun istekleri gönderilemeyecek ve daha az
    lisesi… ilk başlarda Twitter kullanmaktan da korkmadım değil. Yeni teknolojilere
    karşı biraz ürkeğimdir. Twiitter kullanmaya başladıktan sonra Facebook benim
    için anlamını yitirdi. Zaten gereksiz bir sürü insanla dolu. Son zamanlarda
    aynı kabak tadını Twitter’da vermeye başladı. Akrabalar olmasa da liseliler
    doluştu buraya da. Bir de yine o enteresan profil fotoğrafları. Aslında benim
    profilimide onlardan biri oldu. Hani fotoğraf makinesini yan tutup çektiğiniz
    fotoğrafı bilgisayarda açtığınızda başınızı sağa ya da sola yatırıp bakmaya
    çalışırsınız ya hah öyle J
    Bu arada neden başımızın ayarlarıyla oynayalım dimi fotoğrafın ayarları varken.
    Ama yaparız yapmıyorum diyen çıksın bir adım öne. Neyse efendim ben böyle
    teknolojiye ürkek bir insan olarak nasıl yaptım ettimse S3 çıktığında Allah
    tarafından mıdır nedir bilinmez, ondan istiyorum dedim. Özellikmiş bilmem
    neymiş hiç de günlerce takip etmedim. Araştırmadım soruşturmadım. Gittim aldım.
    Etrafımda iPhone kullanıcıları var. Ama nedense sevemedim iphone’u. Zaten ben
    elma da sevmem. Ondan olabilir diye düşünüyorum. S3’ten önce kullandığım
    telefon ise Nokia C1’di. Nasıl bir level atlamışsam artık :D Artık sadede
    gelmek istiyorum korkmaya başladım bunun bir yorum olmaktan çıkmasından. S3
    kullanmaya başlamadan önce android kavramını bir hakaret sanırdım. Android seni!
    Gibi :D Böyle bir şey var mı gerçekten? Bir yerden duymuş da olabilirim. İlk başlarda
    sadece sms özelliğini kullanıyor olsam da şuan baya aktif bir android
    kullanıcısıyım. Google play’deki uygulamaları yükleyip deniyorum. Memnun kaldığım
    sürece kullanıyorum. Geliştiricilere de en kısa sürede bir yorum yapmam lazım
    zira vicdanımın elleri sayenizde yakamda. Demek istediğim ilk defa bir
    teknolojiyi zamanında ve ürkmeden kullanıyorum. Facebook ve Twiiter için neden
    ileri geri konuştum ben şimdi durduk yere? Blogunuz için efendim. Sanırım artık
    sosyal ağlarda favorim bloğunuz olacak. Ayrıca mimlediğiniz diğer bloglar…

  • Bundan sonra yazdığın tüm yazılara zamanım oldukça ve elimden geldiğince bir yorum yazmak istiyorum, çünkü yazmanı teşvik etmek istiyorum. Geçen düşündüm de; sen olmasan biz ne yapardık? Sen yazmayı bir gün bıraksan, öylece gitsen buralardan, bizim okuyacak bir blogumuz olmazdı. Sanırım yorumlar da blog yazarı olmanın bir parçası olduğu için, okuyucuların açısından yapılacak en iyi şey, elimizden geldiği kadar fazla yorum yazmaktır (”quality before quantity” prensibine dikkat ederek tabii). Bunu bir nevi borç olarak görmemeliyiz kesinlikle, içimizden gelmesi daha doğal ve doğru olur.

    Konu hakkında genel yorumum şu şekilde: Bana sorulursa iPhone kullanmak daha basit, üstelik Türkiye’de daha yaygın. Sebebi de insanların en popüler olanı (fiyatını umursamadan: Amerikanlar ve diğer insanlar ne kullanıyorsa biz de onu kullanmalıyız mantığı var burada biraz da) ve en basit olanı tercih etmesidir. Android kullanıcılara biraz daha karışık ve zor gelebiliyor başta. Yazılım, bilgisayar, telefon ve genel olarak teknolojiye ilgili insanların Android kullanması bu yüzden daha doğru oluyor, çünkü telefonu aldıkları zaman açıp bakacakları yerleri çok iyi biliyorlar.

    Nötür bir yorum yapmak gerekirse tabii ki de herkesin kendine has zevkleri vardır ve bu tartışmasız doğal bir şeydir. Kimse bir şey diyemez. Yine de bana sorulacak olursa, bir Samsung Galaxy S3 sahibi olarak (bu telefona sahip olabildiğim için de kendimi mutlu sayıyorum şayet senin şu yıllarda Nokia E72 kullanman ibretlik hepimiz için. Daha sen almazken ben şu (sana nazaran) küçük yaşımda alabilmişim S3’ü, Allah’a şükür) gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki 2012’nin en iyi telefonu buydu fakat 2013 için aynısını söyleyemem. Piyasa artık o kadar iğrençleşti ki her ay neredeyse yeni bir telefon, tablet veya bilgisayar modeli çıkar oldu. Bizi kışkırtıyorlar. Para harcamamızı istiyorlar ve bunu çok iyi beceriyorlar. Sattıkları malların iyi olmasından kaynaklanıyor bu tabii. Şahsen ben korkar oldum. Bu sene EN İYİ TELEFON S3 iken seneye S4 çıkar, en iyisi o olur. Çok zor…

    Yazının güzelliğine lâyık bir yorum yapmaya çalıştım, umarım başarılı olabilmişimdir. Sevgilerimi ve saygılarımı iletiyorum sana Sezer ağabey. Yazmayı sakın bırakma :)

  • android bir işlemci değil, işletim sistemidir. düzeltme yapınız. yorumu yayınlamayabilirsiniz ama yanlış yönlendirme olmasın.

  • demek istediğim başlığı okuyan içeriğe dalmayabilir. bu da yanlış bir yönelim oluşturabilir.

  • Sadece başlığa bakarak içeriği okumaktan vazgeçen ziyaretçiler zaten benim yazılarımı hiç okumasalar da olur. O yüzden sorun yok ☺ Yine de tavsiyeniz için teşekkür ederim.

  • Aynen bu durumu ben de yaşıyorum abi. Herkes Android’in iyi olduğunu söyler ama neler yapabileceğini bilmez. Android’li telefonu olan arkadaşlarımın telefonlarında Twitter, FourSquare, Skype, Whatsapp, Viber, Instagram, Talking Tom Cat gibi uygulamalar görmeyince o adamın bu telefona boşuna para verdiğini düşünür ve kıskanırım. Kıskanırım çünkü teknoloji delisi olan ben bile Android’li telefonum yok. Ben de Nokia kullanıyorum. Nokia E5 :)

  • Başlığı görünce işlemci ile işletim sistemi farklı şeyler bari sen yapma diyecektim ama yazının devamında yüreğime su serptin :D İşin enteresan tarafı Android’i öven bir yazı yazmış olman. Sen yazıyorsun birde hahahaha çok güldüm. Ayfonu da övmemişsin garip :D Senin yine alacağın telefon Androidli bir telefon olacak gibi geliyor bana ama hayırlısı :D

  • replika galaksi s3 mini alın 200 liraya 16 gb dahili bellek 32 gb bellek kapasitesi…android işletim sistemini istediğiniz gibi kullanın