Yalnızlık
Bu yazıyı yazarken Evgeny Grinko - Valse dinliyordum.

Yalnızlık

Yalnızlık insanı yavaş yavaş delirtiyor. Bu delilik hali aslında gereğinden fazla olgunlaşmış bir farkındalığın sonucu. Yanında sana soru soracak kimse olmadığında kendi kendine sorular sormaya başlarsın ve ne ilginçtir ki yanında kimse olmadığı halde soruyu soranla cevabı veren aynı kişi olmaz. Yaşadığın dünyaya, yediğin yemeğe, içtiğin suya bile yabancılaşırsın. Bedeninden uzaklaşıp onun sana belli bir süre için verilmiş bir emanet ve bu dünyada kalacak bir et yığınından ibaret olduğunu anlarsın yalnız kalınca. Evet, sen gideceksin, o burada kalacak. Adı bile yok.

Aynaya bakıp konuşmak, yatağından kalkınca boşluğa dalıp günaydın demek, tuvaletin kapısını kapatmayarak ettiğini sandığın bir isyandır yalnızlık. Uzakta kavuşmak istediklerin varsa umut dolu bir çöl, yoksa tam bir cehennemdir. Bir ilaç gibidir. Kimini iyileştirirken kimi onunla intihar eder. Kötüdür demiyorum çünkü hayatın kamera arkasını yalnız kalmadan göremezsin. Gerçeği yüzüne vuran, herkes yüzüne yalandan gülerken hiç acımadan acı konuşan dosttur yalnızlık.

Bu yazıyı paylaşmak istersin diye buraya renkli düğmeler koydum
blank
Blog Yazarı
Sezer İltekin
Bu konuyla ilgili bir fikriniz var mı?

3 Yorum