Blog Yazarlığında Dokuzuncu Seneye Girerken

İlk blog yazımı 2008’in Ağustos’unda yazmıştım. Önümüzdeki yılın Ağustos’unda Kelimeler Benim ile koskoca sekiz seneyi doldurmuş olacağım. Çoğu zaman hak ettiği ilgiyi göstermiyor olsam da bu blog bana hem maddi hem de manevi yönden çok şey kazandırdı. 2015 yılı Kelimeler Benim için kendisinden önceki 7 seneden daha verimli bir yıl oldu. Ocak ayı itibariyle Blogger’dan WordPress’e geçişim konuya biraz daha profesyonel yaklaşabilmemi sağladı. Blog yazarlığı konusunda dolaylı yoldan da olsa bir eğitime sahip olabilmek için okuduğum Medya ve İletişim bölümünden de bu sene mezun oldum. Her geçen yıl, bu siteye biraz daha fazla anlam yüklememe sebep oldu. Bugün, dokuzuncu seneye girmemize aylar kalmışken hayatımdaki ve gönlümdeki yeri her zamankinden daha sağlam. Benden sonra da yaşamaya devam edeceğini düşündüğüm gönülden kopmuş bir proje Kelimeler Benim.

Yıllar içinde yazdıklarınızı okuyan belki milyon insanın var olduğunu bilmek, birkaç hafta yazı yazmadığınızda hiç tanımadığınız birinden “Yeni yazı bekliyoruz neden yazmıyorsunuz?” mesajı alabilmek, bazı insanların “Mesajıma cevap vermenize çok şaşırdım, ben cevap vermezsiniz diye düşünmüştüm.” diyerek sizi önemli biri sanması, sizi önemli biri sanan insanlarla gerçek hayatta arkadaş olup onlara sıradan bir insan olduğunuzu gösterebilmek, televizyonda reklamı çıkan markaların sizden, siteleri hakkında bir tanıtım yazısı yazmanızı istemeleri, blog yazmaya başlayacak kişilerin sizden tavsiyeler istemesi… Bunlar harika şeyler. Eğer bu bir başarıysa, bu başarının tek bir anahtarı var: İstikrar. Tıpkı ibadet gibi. Az bile olsa devamlı olanı makbul.*

Bu işi yaparken canımı sıkan olaylarla da karşılaştım elbet. İnternet üzerinde beni yakından ilgilendiren ve sevmediğim bir davranış var. Blog yazmaya yeni başlayan, genelde 20 yaş altı gençlerin çok sık yaptığı bir hata: Aşırı esinlenme; bir nevi kopyacılık. Kullandığım tema Themeforest adlı sitede 59 Dolar karşılığında satılan Voice isimli bir WordPress teması. Temanın standart görünümü şu şekilde. Ben bu temanın yüzlerce kullanıcısından biri olduğuma göre elbette benden sonra bu temayı alıp kullanan herhangi birine bir söz söyleme hakkım yok. Gel gelelim, benim kişisel zevkime göre oluşturduğum düzenin tıpa tıp aynısını yapmaya çalışan, kullandığım yazı tipinden, sitenin altına yerleştirdiğim etiketlere, hatta telif hakkı yazısına kadar birebir kopyalayıp “ben de blog yazarı oldum yaşasın” diyen ergen kardeşlerime tahammülüm yok. Girdin, gördün, beğendin, eyvallah fakat benim blogum da aynısı olmalı deme güzel kardeşim. Türk blog dünyası belediye dağıtmışçasına korsan Voice temasıyla doldu. Verdiğim 59 dolara acımasam, yarın silip atıcam şu temayı.

Bahsettiğim arkadaşların ruhu önünde diz çöküp tövbe isteyecek ruha sahip tipler de var. Mesela (reklamını yapmış olacağım ama) şu siteye bir göz atın. Adam oturup uğraşmış ve yazılarımı dahi kopyalamış. Bunun dışında Ben Neymişim başlığıyla hayat hikayemi yazdığım kısmı komple kopyalayıp, kendi hayatına uyarlayanlar, hatta uyarlamadan direkt yayınlayanlar var. Reklam sayfası konusuna da değinmeden edemeyeceğim. Yaklaşık 1 yıl önce oturup ciddi bir reklam sayfası hazırlamalıyım diye düşündüm. Oturup birkaç saatimi vererek, ortaya, bir bloga verilebilecek reklam türleri ile ilgili hemen hemen tüm detayları içeren bir reklam sayfası çıkarttım. İki blog yazarı arkadaşım sayfayı çok beğendiklerini söyleyerek, içeriği kendi reklam sayfalarında kullanmak istediklerini söylediler, tabii kendilerine olumsuz bir cevap vermedim. O günden sonra aynı sayfayı kullanan onlarca blogla karşılaştım. Kelimesi kelimesine aynı. Böylece bizim reklam sayfası da blog dünyasının ortak malı haline geldi. Peki ne yapacağım? O sayfayı silip yeniden bir şeyler üreteceğim. Evet, bana ait olandan feragat edip, başka bir sayfa için yine birkaç saatimi vereceğim.

2016 yılı için bazı planlarım var. Öncelikle diğer projelerden elimi çekip bütün enerjimi Kelimeler Benim‘e yönlendirmek istiyorum. Şöyle bir listeleme yaparsam daha anlaşılır olacaktır:

  • Bu Hafta Ne Öğrendim serisi kaldığı yerden devam edecek. Büyük bir istekle başlayıp 17 hafta boyunca toplamda 150’yi aşkın bilgi yayınlamıştım. Yine haftalık olarak devam edecek.
  • 2009’da başlayıp, düzensiz olarak devam ettiğim, Mart 2012’de sonuncusunu yazdığım ve ayda bir defa yayınlanan mizahi Laf Salatası serisi devam edecek.
  • Google aramaları bağlantısıyla daha fazla kişiye ulaşabilmek adına Bilgi Deposu adında bir kategori oluşturup, konu seçiminde daha az seçici davranılarak güncel yazılar yayınlanacak fakat bu yazılar blog akışında en üstte görünmeyip, anasayfada kendine özel bir kısımda yayınlanacak.
  • İnceleme adında bir kategori oluşturularak, şahsen kullandığım ürünlerin incelemesi yapılıp, tıpkı bir önceki maddede olduğu gibi anasayfada kendine özel bir kısımda yayınlanacak.
  • Bir blogda görmeye alışık olunmayan, görece ünlü kişilerle röportajlar yapılacak.

Bu yazdıklarımdan bazıları Aralık 2015 itibariyle başlamış olacak. Her cümlenin içine ayrı ayrı koyamadığım o güzel söz ile bitirelim: Allah’ın izniyle.

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaş:FacebookTwitterWhatsApp
Yazan
Sezer İltekin
Yazıya bir yorum yap

51 Yorum