Blogging Eleştiri

Bloglasak da mı saklasak?


İnternet dünyasına bloglar girdi gireli, varlıklarını bir miktar hissettirseler de, internete giren her şey gibi amaçsız bir değişimin kurbanı oldular. Blog yazmanın, diğer web sayfalarından farkının “birşeyler üretmek” olduğunu anlayamayanlar – ki onlara kızamıyorum – blogları, sanal dünyada var olan bilgi yığınını oradan kopyalayıp buraya yapıştıran botlara dönüştürdüler. Onlara kızamıyorum çünkü, yazılan özgün yazı değil, kopyalanan teknoloji haberi rağbet gördü bloglarda. Google‘ın bilmem kimin doğum günü için yaptığı logoyu paylaşmakta buldular ziyaretçiyi ve hiti. Bazı blogcular haftada bir post girerken, onlar günde beş – on post girdiler. Onlar değerlerini ancak böyle kazandılar. Onlara bu yüzden kızamıyorum. Halbuki, blog dünyasına ciddi katkıda bulunan emektar arkadaşlarımızın postları üç – beş tanıdığın yorumlarıyla arka sayfalara karıştı.

Peki yapılması gereken nedir? Bunun cevabı, buraya kadar yazılanlar içinde mevcut. Önemli olan yapılmaması gerekenin ne olduğu. Son zamanlarda birçok blogda yapıldığı gibi, son postu takiben, geçen uzun bir aradan sonra girilen, “yazmak istemek ama yazamamak” temalı yazılar yazılmamalı. İnsanlar sizin yazılarınızı okumak için bloglarınıza giriyorsa, onlara, canınızın yazmak istemediğini ama kendinizi yazmak zorunda hissettiğinizi söylemek, hiçbirşey yazmamaktan daha iyi bir ifade yöntemi değildir.

Yapılan bir yanlış da, yorum dilenmektir. Biraz ağır bir ifadeyle, yapılan tam olarak budur. İnsanların sizin yazılarınıza yorum yapmalarını istiyorsanız, onlara kendinizi kanıtlamanız gerekir. Bu da sabır ve azimle olur. Siz yazmaya devam ederseniz, birgün, hak ettiğinizi düşündüğünüz değeri size veren birileri sizi bulacaktır. Ziyaretçi açısından bir yazıya yorum yazmak; boş zaman, konuya ilgi ve geri dönüş beklentisi gerektiren bir eylemdir. Bunların hiçbiri olmazsa, yazıya yorum almak imkansızdır.
Blog dünyası, kopyalanmış postlar çöplüğüne dönüşmüş durumdadır. Bu özellikle elektronik eşya ve bilişim konularında girilen postların yarattığı bir kirliliktir. Bir örnek vermek gerekirse, Google’ın piyasaya sürdüğü Nexus One marka telefon hakkında yüzlerce blogda aynı postlar girildi. Bunu yapmak, kopyala yapıştırcılıktan başka birşey değildir. Örneğini verdiğim ürün hakkında illa ki bir yazı yazılacaksa, yazıyı kendi cümlelerimizle yazıp, genel bilgi yanında kişisel görüş belirtmemiz en doğrusu olur. Fakat bu öyle bir hal aldı ki artık postların başlıkları bile bire bir aynı.

Eğer bir blogunuz varsa, ya da bir blog açmayı düşünüyorsanız, özgünlük anahtar kelimeniz olmalıdır. Blogunuzun bir konusu olmalı, belirli bir konusu yoksa da blog ismi ve sloganında buna dair bir ipucu verilmelidir. Yazılar para için değil, önce kendimiz için yazılmalıdır. Ve unutulmamalıdır ki, yorum kaygısından önce edebiyat saygısı gelir… Kelimeler benim.

Yazar Hakkında | Sezer İltekin

2008 yılından bugüne tam 10 yıldır blog yazıyorum. Bilgisayar, hayatımın vazgeçilmez bir parçası. İmkanı olsa kod yazarak hayatını idame ettirmek isteyen, kamuda bilgi işlem sorumlusu olarak çalışan 30 yaşında bir adamım. Evliyim ve 3 yaşında Emir adında bir oğlum var. Bir tanesi lisans, dört tanesi önlisans olmak üzere birbiriyle ilgisiz 5 üniversite bölümünden mezun oldum. Şu anda Açıköğretim Web Tasarımı ve Kodlama bölümü ikinci sınıf öğrencisiyim. Diploma biriktirmek için değil, ölmeden önce olabildiğince çok şey hakkında bilgi sahibi olabilmek için okuyorum. PHP, dronlar, fotoğrafçılık, karıncalar ilgi alanlarımdan bazıları. Daha fazlası için: Ben Neymişim »

6 Yorum

  • Tebrik ederim PCNET’in şubat sayısında blogunu gördüm. Blogun tasarımı ve içeriğinden bahsetmişler. Okuduğum bir blog olduğu için haber vereyim dedim. Bilmem haberin var mı?

  • Vallaha Sezer abi gerçekten çok süper bir yazı olmuş. Inan ki senin gibi özgün ve güncel blog yazarlarını görmek beni mutlu ediyor. Ayrıca yazında da dediğin gibi, insanlar artık bot gibi bloglarına sırf PR leri artsın diye yazıları kopyalamaya başlamış. Tabii malum, pr leri arttığında Alexasıda artacak zamanla ve reklam satıp para kazanacaklar. Işsiz bence bu gibi insanlar, hayatı bilmiyorlar, gelip bloglarından para kazanmaya çalışıyorlar dışarıda alın terleri ile kazanamadıkları için ya da bazı küçük yaşlı blogcular var, onlar da ilk defa internetten para kazandıkları için çok heyecana kapılıyorlar. Şahsen bende link satıyorum ama en azından yazdığım Yazı ve yaptığım hizmetlerle hakkını veriyorum. Ayrıca link satıyorsamda insanlara yardımcı olabilmek için bir domain açmak için satıyorumdur. Bu tip insanları anlıyorum hala da senin yazında belirttiğin tip insanları bir türlü anlıyamıyorum.

    İlgili başka bir yazı

    Teşekkürler.

  • Merhabalar;
    Bu yazınızı bugünden altı yıl önce yazmışsınız. Ancak ben bugün dahi okuduğumda bana duruşumu değiştirmem ve ilkelerime sadık kalmam konusunda destek oldu. Ellerinize sağlık. İşte bu tür eskimeyen ve her daim insana ümit yazılar olduğu müddetçe asıl blogger’ların sırtı yere gelmez. Sağlıcakla kalın.

    • Siz yorum yapınca tozlu raflar ardında kalan bu yazımı tekrar okudum ve 22 yaşımda yazdığım bu yazıyı pek beğenmedim. Yine de ana fikir doğru :) Bu arada blogunuzu inceliyorum. Siz de çok güzel yazılar yazıyorsunuz. İlk fırsatta yazılarınızın tamamını okumayı deneyeceğim. Saygılarımla.

      • Teşekkür ederim. Yeni keşfetmiş olmakla birlikte yazılarınızı takip etmekten büyük keyif alıyorum. Fikren doğru olduğu müddetçe eski ya da yeni olmuş olması yazılarınızın kalitesini hiç değiştirmiyor. Bunu görmek sevinç ve güven kaynağı oldu. Selamlar.

Yazı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?


Önemli: Ticari (SEO) amaçlı yorum backlinkler cüzi bir ücret karşılığında onaylanmaktadır. Ayrıntılı bilgi için buraya tıklayın.