Genel Kültür

Kırık Camlar Teorisi ve Yaptığım Sosyal Deney


Bundan birkaç ay önce internette dolaşırken enteresan bir teoriyle karşılaştım. Tam çevirisi kırık pencereler fakat dilimize daha uygun bir deyişle kırık camlar teorisi. Bu teori Amerikalı suç psikoloğu Philip Zimbardo’nun 1969 yılında yaptığı bir deneyden esinlenerek elde edilmiş.

Bu abimiz, plakası olmayan iki otomobilden birini suç oranının yüksek ve insanların genellikle fakir olduğu Bronx bölgesinde bir sokağa, diğerini de daha elit ve zengin insanların bulunduğu Palo Alto’daki bir sokağa bırakmış. İki aracın da kaputlarını aralık bırakarak gizli kamera ile izlemeye koyulmuş.

Bronx’taki araba 3 gün içinde haşat olmuş, yağmalanmış. Diğerine ise bir hafta boyunca dokunan olmamış. Daha sonra Zimbardo, sağlam olan arabanın yanına giderek kelebek camını çekiçle kırıp oradan uzaklaşmış ve bu olay üzerine gayet düzgün giyimli, serseriye benzemeyen insanlar o aracı kısa süre içinde yağmalamışlar. Zimbardo abimiz de şöyle düşünmüş: “Elbette toplumda, Bronx gibi bir mahallede terk edilmiş bir haldeki mülkiyetin daha hızlı sürede parçalanacağı veya çalınacağı inancı yaygındır. Karşılıklı nezaket ve saygı yükümlülüklerinin daha fazla bulunduğu yerlere ise terk edilmiş haldeki bir mülkiyetin kimsenin umurunda olmayacağı düşünülür. Ancak benzer olaylar herhangi bir uygar toplumda da oluşabilir.”

Sosyal bilimciler bu olayı şöyle yorumlamış:

Birkaç kırık penceresi olan bir bina düşünün. Camlar tamir edilmemişse vandallar birkaç cam daha kırmaya meyillidir. Sonunda bina boş ise tüm camları kırılabilir, gecekonduysa belki de yangın dahi çıkarabilirler. Ya da bir kaldırım düşünün. Burada bazı çöpler birikir. Yakın zamanda bu çöpler daha fazla birikir. Sonunda buradaki restoranlar, hatta paket servis yapan insanlar bile çöpleri araba ile poşetler halinde getirerek buraya atarlar.

“Suçlarla mücadeleyi nasıl başardınız?” sorusuna New York’un efsane Belediye Başkanı Giuliani’nin cevabı ise şöyle olmuş:

Metruk bir bina düşünün. Binanın camlarından biri bile kırılsa, o camı hemen tamir ettirmezseniz, çok kısa sürede, oradan geçen herkes bir taş atıp, binanın tüm camlarını kırar. Ben ilk cam kırıldığında hemen tamir ettirdim. Bir elektrik direğinin dibine ya da bir binanın köşesine, biri, bir torba çöp bıraksın. O çöpü hemen oradan kaldırmazsanız, her geçen, çöpünü oraya bırakır ve çok kısa bir sürede dağlar gibi çöp birikir. Ben ilk konan çöp torbasını kaldırttım.

Ben bu teoriyi çok doğru ve ilgi çekici buldum. Birkaç gün önce işim sebebiyle Iğdır’a gidip, bir köşe başında beklerken aklıma bu konuda bir sosyal deney yapmak geldi. Şehrin merkezindeki gayet temiz ve işlek bir caddenin üzerinde bulunan telekom kutusunun dibine içtiğim suyun pet şişesini bıraktım ve kenardan izlemeye koyuldum. Yaklaşık yarım saat içinde şişeyi bıraktığım yer aşağıda görebileceğiniz, çekmiş olduğum fotoğraftaki duruma geldi. Toplumların ne kadar “aynı” olduklarını ve sosyolojinin ne demek olduğunu böylece anlamış oldum.

Böylece bu çok enteresan teoriyi kendi çapımda doğrulamış oldum.

Böylece bu çok enteresan teoriyi kendi çapımda doğrulamış oldum.

Aslında bu teoriyi bireysel olarak kendi içimizde de değerlendirebiliriz. Eğer zihnimizin bir yerine, ufacık da olsa kötü bir düşünce barındırırsak, orada kötü düşünce biriktirmeye devam ederiz. Veya vicdanımızı rahatsız eden bir eylem gerçekleştirir ve bu rahatsızlığı görmezden gelirsek, bir süre sonra o eylemi kendi içimizde meşrulaştırmış oluruz.

Siz, siz olun, hem toplumsal anlamda, hem bireysel anlamda, çevrenizde ya da içinizde kırılan en ufak camı tamir etmeyi ihmal etmeyin.

Kaynaklar:
http://en.wikipedia.org/wiki/Broken_windows_theory
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kırık_camlar_teorisi
http://www.sabah.com.tr/yazarlar/uluc/2012/04/26/kirik-cam-teorisi
Yazar Hakkında | Sezer İltekin

2008 yılından bugüne tam 10 yıldır blog yazıyorum. Bilgisayar, hayatımın vazgeçilmez bir parçası. İmkanı olsa kod yazarak hayatını idame ettirmek isteyen, kamuda bilgi işlem sorumlusu olarak çalışan 30 yaşında bir adamım. Evliyim ve 3 yaşında Emir adında bir oğlum var. Bir tanesi lisans, dört tanesi önlisans olmak üzere birbiriyle ilgisiz 5 üniversite bölümünden mezun oldum. Şu anda Açıköğretim Web Tasarımı ve Kodlama bölümü ikinci sınıf öğrencisiyim. Diploma biriktirmek için değil, ölmeden önce olabildiğince çok şey hakkında bilgi sahibi olabilmek için okuyorum. PHP, dronlar, fotoğrafçılık, karıncalar ilgi alanlarımdan bazıları. Daha fazlası için: Ben Neymişim »

10 Yorum

  • Philip Zimbardo, Sosyal Psikoloji alanında çığır açmak için etikleri bile çiğnedi. Bir psikoloji öğrencisi olarak bunu onaylayamam ama kişisel olarak bu etik kuralların yıkılması gerekiyordu. Abi eğer ilgini çekerse “diffusion of responsibility” ve “group anonymity” konularını da araştırmanı tavsiye ederim.

  • Güzel bir deney olmuş. Son sözünüzde ayrı bir güzel “Siz, siz olun, hem toplumsal anlamda, hem bireysel anlamda, çevrenizde ya da içinizde kırılan en ufak camı tamir etmeyi ihmal etmeyin.”

  • İnsanlar için mekan yada ortamın durumu pek önemli değil. Bu teori benzer birçok alanda doğrulanabilecek bir teori. İnsanların olumsuz yönlerini dışa vurmalarını engelleyen toplum psikolojisi, bu teori ile son bulması kötü. İnsanlar bu konuda bilinçlenmeli. Şahsen sigaramın jelatinini bile yere atmayan bir insanım ama ben atmayınca çevre ne yazık ki temiz kalmıyor.

  • Sosyal bilimlerde deneylerin hep bi genelleme paradoksu var. Yani palo alto da böyle bir sonuç doğmuş olabilir ancak Ulus’da yapılsa aynı sonuç doğardı demek yine de çok doğru bir yaklaşım değil.

  • Ülke olarak (gerek gelişmiş bir şehir ilçe gerek gelişmemiş) malesef camlarımızdan biri yada çoğu kırık. Ondan dolayı insanlar ne kadar eğitim alırsa alsın bu problem çözülmeyecek.

Yazı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?


Önemli: Ticari (SEO) amaçlı yorum backlinkler cüzi bir ücret karşılığında onaylanmaktadır. Ayrıntılı bilgi için buraya tıklayın.