Her Şey Çok Güzel Olacak (1998)


IMDB Puanı: 8,2
Tür: Komedi, Dram
Yönetmen:
Ömer Vargı

İzlemek için 17 sene neden beklediğim konusunda bir fikrimin olmadığı, Cem Yılmaz’ın başrolünde oynadığı ilk film. Bu filmi izleme sebebim, bir yerlerde, Cem Yılmaz’ın oynadığı fakat tam olarak alışageldiğimiz komedi türünde olmayan bir film olarak tanımlanmasıydı. Ben de “nasıl olur da o adamın oynadığı film komedi olmaz” deyip buldum ve izlemiş oldum. 1 Saat 43 Dakikamı bu filme harcadığım için hiç pişman değilim.

Cem Yılmaz, Her Şey Çok Güzel Olacak filminde, Mazhar Alanson ile başrolü paylaşıyor. Asıl mesleği oyunculuk olmayan Mazhar Alanson bu işi çok güzel kıvırmış. Filmde trajikomik bir abi-kardeş ilişkisi işlenmiş. Her şeye rağmen kardeşine tolerans gösteren, hayalleri gerçekleşmeden ömrünü yarılamış bir abi, boş adamlıktan sıkılmayan zararlı bir kardeş ve aynı zamanda sorumsuz bir koca, çocuklarını seven ama sevgisini gösteremeyen huysuz bir babanın hikayesi bu.

Bu kısımdan sonraki bölümde film ile ilgili spoiler (ipuçları ve olaylara ait bilgiler) bulunacağından, filmi izlemeden önce okumamanız sizin yararınızadır.

Film, Altan ve abisi Nuri’nin 2 yıl sonra İstanbul’da bir kafede karşılaşmalarıyla başlıyor. Tabi bu karşılaşma pek hoş bir karşılaşma olmuyor. Nuri’nin, kafede birileriyle kavga etmesi ve Altan’ın da bu kavgaya dahil olması, ardından ikisinin beraber mekandan çıkarak Nuri’nin çalıştığı ilaç deposuna doğru yola çıkmaları hikayeye ilk hareketini veriyor. Bir yetişkin olsa da abisinin yanında küçük bir çocuk gibi rahat durmayan Altan, uzun zamandır hayalini kurduğu bar açma fikri için abisinin yolunda giden hayatına çomak sokuyor. İlaç deposunda gözüne çarpan kilitli bir dolap Altan’ın dikkatini çekiyor ve bir şekilde o dolapta uyuşturucu madde bulunduğunu anlıyor.

Abisinin spor arabalara olan zaafını bilen Altan, bir şekilde kaçırdığı lüks bir spor araba ile kendisini depoya almak istemeyen abisini kandırıp, daha önce bahsetmiş olduğum dolabı patlatıyor. Ertesi gün Bodrum’a doğru yola çıkan abi-kardeş eski günlerdeki gibi mutlu birkaç gün geçiriyorlar. Çaldığı uyuşturucuları Bodrum’daki bir uyuşturucu satıcısına yarı fiyatına satan Altan abisiyle birlikte İstanbul’a geri dönüyor. Bu sırada piyasaya ucuz fiyattan uyuşturucu sürüldüğünü öğrenen mafya babası, adamlarına, ilaç depolarını kontrol etmesi emrini veriyor. Uyuşturucunun eksik olduğu deponun sahibi öldürülüyor ve ortalık karışıyor. Altan’dan ucuza uyuşturucu alan Bodrum’daki küçük mafya babası, Altan ve abisini bulmak için İstanbul’a geliyor. Filmin sonunda ortada para falan kalmamış olsa da iki kardeş bu işten canlarını kurtararak sıyrılmayı başarıyorlar.

Bu film beni neden bu kadar etkiledi bilmiyorum ama birkaç tahminim var. Birincisi filmin doksanlı yıllarda geçmiş olması. Adeta zamanda yolculuk yapmış gibi oldum zira ben de o yılları çocukluğumda da olsa yaşadım. Bazen zaman, mekan gibi gelir insana. Birinden çıkıp, diğerine girebilirsin. İkincisi Cem Yılmaz’ın bu serseri, işe yaramaz adam rolünü çok güzel yapması olabilir. Gerçekten izlerken o kişiyi tanıyor gibi oluyorsunuz. Mazhar Alanson’un o çekici amatörlüğü. (Belki amatör değildir fakat ben öyle olduğunu düşünmek istiyorum) Son olarak da filmin içinde işlenen abi-kardeş ilişkisi. Hani ne olursa olsun kesip atamadığın o kardeşlik duygusu vardır ya. Ben sevdim, umarım siz de seversiniz.

Bu arada filmi, yapımcı şirketin resmi Youtube hesabından tek parça olarak seyredebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=fLX4YW2Tefc

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaş:
Yazan
Sezer İltekin
Yazıya bir yorum yap

11 Yorum