Karar verirken acele etmek

Karar verirken acele etmek

Zaman zaman hepimiz karar verirken acele ediyoruz. Bu biraz ön yargıya benziyor. Hani, hakkında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak değil de, ilk izlenimle karar vermek gibi. Oysa en basit soru bile birkaç saniye düşünülmeyi hak ediyor değil mi?

Ben genelde alışveriş yaparken düşerim bu hataya. İhtiyacım olan ya da beğendiğim bir şeyi alacağım zaman hakkında araştırma yapmadan, başka yerde daha ucuz olup olduğuna bakmadan, işime gerçekten yarayıp yaramayacağını düşünmeden alırım. En son bir yan flüt almakla yaptım bu hatayı. Şöyle böyle org, az biraz da keman çalabiliyorum diye üç beş videodan gaza gelip ilk girdiğim müzik marketten aldım yan flütü. İki yüz altmış beş lira para saydım. Oysa o parayla yeni bir keman almam gerekiyordu.

Tüm bu kendime attığım kazıklardan ders almış olmalıyım ki, birkaç gün önce internette dizüstü bilgisayar araştırması yaparken Gold Bilgisayar’da özellikleri günümüz şartlarında oldukça yüksek bir bilgisayarı satın almak üzereyken kendimi durdurdum. Hayır, sanki belediye dağıtıyormuş gibi atlıyorum böyle şeylere. Bakıyorum bilgisayar 3 bin liranın üzerinde ama burada 2 bin 50 liraya düşmüş. Bu kadar para verip iyi bir bilgisayar alamamak cinayet sebebi falandır herhalde. Dur Sezer dedim, bu kadarına hayır. Hemen bir bileni arayıp bilgisayarı övdüm. Hatta 17,3 inç ekranı bile var dedim. Sen o kadar ekranı nereye sokacaksın dedi. Yani tam olarak böyle demedi, sağolsun kibar bir arkadaş ama anlatmak istediği şey tam olarak buydu. Ekran çok büyük o bilgisayarı taşımakta sıkıntı yaşarsın dedi. Ayrıca ufak darbelerle kırılma ihtimali daha yüksek dedi. Vay arkadaş dedim, adam haklı. Daha sonra bir teknoloji mağazasına gidip onyedi nokta üç inç ekranı çıplak gözle görünce oha dedim. Bu bildiğin televizyon.

Bu da böyle bir anımdır.
Bu yazıyı sevdiklerinle paylaş:
Yazan
Sezer İltekin
Yazıya bir yorum yap

8 Yorum