Laf Lafı Açıyor

Laf Lafı Açıyor #1

Gel otur şöyle, ayakta kalma. Bak ne diycem: İnsanlar benim yazılarımı okumayı neden seviyor biliyor musun? Çünkü ben konuşur gibi yazıyorum. Karşılıklı oturup sohbet etsek ağzımdan çıkmayacak cümleyi kullanmıyorum yazılarımda. Yazarken dudaklarım kıpırdıyor, kafamın içinde kendi sesimi duyuyorum. Demek ki bu duygu okuyucuya geçiyor. Bir nevi karşısına alıp, benimle muhabbet ediyor. Kendisine sözümü bitirene kadar sıra gelmiyor olsa da sözüm bittiğinde “bu konuda sen ne düşünüyorsun” diye soruyorum. Kimi içinden “iyi dedin kral” diyip sessizce uzaklaşırken kimi “benim de söyleyeceklerim var” diye biz blog yazarları için kutsal kapı sayılan yorum formunda alıyor soluğu.

Bu anlattıklarım şu anda da geçerli. Seninle oturduk, iki çay söyledik (bu arada şekerleri ve kaşığı alabilirsin kardeşim şeker kullanmıyorum), çaylar geldi, ee abi anlatsana dedin mesela, tam olarak o ortamdayız. Sevdiğin bir arkadaşınla bir araya geldin mesela, öyle bir ortamda ne konuşulur? Ne istersen o konuşulur, laf lafı açar, çok da güzel olur. Peki bunu neden blogda yapmıyoruz? Bugün bu soruyu sordum kendime ve hala farkında değilsen bu yazı serisine az önce başladım bile. Hoş geldin. Birer çay daha alalım mı? (Abicim bize iki çay daha vericen mi?)

Bu yasaklar hakkında ne diyorsun? Üniversiteler kaç aydır kapalı, restoranlar sadece paket servis yapıyor, bazı sektörler tamamen bitme noktasına gelmiş. Okul servisi çekenler mesela. Adamlar kaç aydır para kazanamıyor, bu akşam haberlerde görüp üzüldüm. Okullar tatil olmuş, kar tatili için oteller tıklım tıklım diyor. Otelin içindeki restoranı gösteriyorlar bütün masalar dolu. Eee? Bizim sokaktaki lokanta neden kapalı o zaman? Başından beri bu yasaklarla ilgili çelişkilerden bahseden çok insanla konuştum, hepsi haklı ama çözümü ne? Tamamen açılalım mı yoksa tamamen kapanalım mı? Arası bir kesimi mutlaka mutsuz ediyor çünkü.

Korona aşısı çıkarsa ben yaptırmam diyorum hep. Doktorlar ağız birliği etmiş, yok öyle bir şey herkes aşı olmalı diyor ama şunu anlayamıyorum: Bu kadar kısa zamanda üretilen aşının uzun vadede ortaya çıkabilecek yan etkilerinden nasıl bu kadar emin doktorlar? Yani tamam, aşıya karşı bir insan değilim ama şu anda aşı olduğumuz zaman bir anlamda denek olmuyor muyuz? Çin aşısı diyince zaten komplo teorisi “selamun aleyküm” diyip ortama otomatik olarak giriş yapıyor. Bana öyle geliyor ki bir şekilde gönüllü zorunluluk olacak. Aşısı olmayan uçağa binemeyecek, AVM’ye giremeyecek, otelde kalamayacak falan. Ben de Katar’dan Türkiye’ye dönmek için “seve seve” aşı olacağım demektir.

AVM dedim de aklıma geldi. Bu AVM manyaklığı nedir bizim ülkede? Alacağın bir şey yoksa AVM gezmek gerçekten saçma sapan bir eylem değil mi? Bir de mesela her yer kapalıyken bu AVM’ler neden açıktı? Taksici lobisi gibi bir de AVM lobisi var sanırım.

Yapay zeka doktorluk mesleğini bitirecek diye bir görüş var. Doktora gittim, şikayetimi sordu, hiçbir muayene yapmadan kan tahlili istedi ve tahlil sonucuna göre bir ilaç yazdı diyor bunu savunan insanlar. Algoritma buysa evet, bunu bir bilgisayar da yapabilir ama daha kompleks durumlarda ne olacak? Şunu direkt kabul ederim ama: Gelecekte bizden alınacak biyolojik örneklerden tam olarak hangi hastalığa sahip olduğumuz şak diye ortaya çıkabilir, hatta evimizde kullandığımız sıradan araç gereç bile bu ölçümleri rutin olarak yapıp daha hastalığın başladığı ilk gün bizi uyarabilir. Düşünsene, su bardağı sana mesaj atıyor: “Abi bugün dudağında uçuk çıkacak gelirken bir uçuk kremi al.”

Stadyumların uzun zamandır kapalı olmasından ve futbol tantanasının neredeyse bitmiş olmasından müthiş keyif alıyorum. Futbol seven biriysen bana kızma ama gerçekten bu muhabbete boşu boşuna milyon eurolar harcanıyor be kardeşim. Az önce sevdiğim bir arkadaşım Instagram’da Fenerbahçe için gönderdiği yardım SMS’inin videosunu paylaşmış. 6 bin lira maaş alan adam piyasa değeri 4 milyar TL olan anonim şirkete bağış yapıyor. Fıkra bu kadar.

Senin de Instagram’da birbirinize sürekli komik videolar gönderdiğiniz bir arkadaşın var mı? Bak şimdi bu konuda insanlar 2 kısma ayrılıyor. Birincisi, karşı tarafa komik gelmediği ve emoji hariç karşılık alamadığı halde sürekli komik video gönderenler, ikincisi, karşılıklı olarak frekansı tutturup birbirinin espri anlayışına göre rafine içerik gönderenler. Bu ikinci gruba dahilseniz şanslısınız. “Sen Abdülhamid’i savundun!” diyerek o kişiye de gizli bir mesaj bırakıyorum buradan. Belki girer okur. “Terbiyesiz, ahlaksız adam!”

Netflix hayatımıza girdiğinden beri sinema olayının tadı kaçtı farkında mısın? Eskiden kaçak izlemek bile bir emek gerektiriyordu. Bulması, indirmesi, altyazı araması falan. Sinemaya gitsen zaten ayrı bir aktivite, televizyonda çıksa tekrarı yok. Şimdi? Aç Netflix’i, kusana kadar izle. Yetmedi, BluTV’si ayrı, PuhuTV’si ayrı. Amazon Prime çıktı çok lazımmış gibi. Arkasından Acun’un Exxen’i. Cidden değersizleşmedi mi senin kafanda bu dizi-film olayları? Bu kadar kolay ulaşılan şeyin değeri olur mu?

En büyük örnek iletişimdeki değersizleşme. İletişim dediğimiz şey o kadar ayağa düştü ki. Zamanında ayda yüz SMS hakkımız olurdu, o yüz SMS’le neler anlatırdık. Bizden önceki nesil askerden mektup gönderiyor, o mektup ailesine bir ayda ulaşıyordu. Şimdi o mektubun içinde yazanlarla senin benim kıçı kırık Whatsapp mesajımızda yazanın değeri bir olur mu? İstediğin kişiyi istediğin anda görüntülü olarak karşında görebiliyorsun ve bu yüzden iletişim sıradan, değersiz ve sıkıcı. En son ne zaman bir arkadaşını arayıp nasılsın, neler yapıyorsun dedin?

Neyse ben kaçıyorum, evden beklerler. Kendine dikkat et. (Abicim hesabı alabilir miyiz?) Arayı uzatmayalım yine görüşelim böyle. Abone olmadıysan hemen aşağıdan e-posta adresini bırak, ben seni müsait olduğun zaman muhabbete çağırırım. Hadi eyvallah.

Kapak görseli Serenay Gulsen
Bu yazıyı paylaşmak istersin diye buraya renkli düğmeler koydum
blank
Blog Yazarı
Sezer İltekin
Bu konuyla ilgili bir fikriniz var mı?

22 Yorum
  • Yazmanın verdiği his kesinlikle harika ve bu şekilde düşünmedikçe kişisel yazılar yazamıyoruz zaten :) Aklımda instagram komik videoları atanlar geldi. Seslemilen muhatabı biliyorum ama galiba ben diğer grupta kaldım 😅 Üzücü bir farkına varış oldu benim için ama olsundu.
    Yasaklara değil de yasaklardan muaflara anlam veremiyorum. İstanbul’a geldim yenice. Haftasonu sokaklar insan ve araba dolu. Kimisi elinde bir market poşetiyle kimisi köpeğiyle: Sadece bir skeç sanıyordum ama ilk birkaç saatte gerçekliğine şahit oldum esprilerin.
    Umarım biz hep irtibatta kalabilenlerden oluruz temennisiyle kaçıyorum. Ne zaman dilersen çağır, geliriz buraya muhabbete :)

  • Şu satırı okumasaydım eğer (bu arada şekerleri ve kaşığı alabilirsin kardeşim şeker kullanmıyorum) şakkk diye hani sen şekeri bırakmıştın diye yapıştıracaktım sorumu. :)

    Yazılarını çok severek okuyorum Sezer. Dikkat ettiysen arada ”çok” kelimesini kullandım. Zaten içinde bir parça samimiyet olsun yeter.

    Ülke hali, aşı, dolar ya da okullar ne olur bilemem. Öyle yokuş aşağı freni patlamış kamyon gibi yaşıyoruz işte.

    Plan falan da yapmıyorum artık. Varla yok arası bir yerde öyle günü birlik yaşıyorum.

    Ben de kalkayım madem bir dahakine ben ısmarlıyorum çayları. ;)

    • Çok teşekkür ederim Ayhan, yorumun gerçekten “çok” mutlu etti. Bir dahakine kahve içeriz artık. Bu arada şeker kullanmadığımı söylemiş miydim?

      • Tabi ki söylemiştin.

        That sugar belgeselinden ve şekeri bıraktığından bahsetmiştin.

        Belgeselin adını ben de kaydettiğim için hatırladım çünkü.

  • Merhaba, yazınız diğer yazılarınız gibi yine 10 numara. ( Bende sohbet ortamında konuşur gibi yorum yapayım) Ayrıca tekniğide gerçekten çok beğendim uzun yıllardır benimde yapmak isteyipte hala yapamadığım bir şey git bak şimdi siteme hala blog alanı boş kafamda yazıya dökmem gereken bir sürü notlar fakat konuşur gibi yazamadığımdan yada bir türlü sindiremediğimden olsa gerek bişiyler yazamıyorum. Belki bir ara bunun içinde ufak bir köşeye bir şeyler bırakırsın. Gelelim yazının içeriğini Netflix harici diğerlerinin altına imzamı atarım aslında netflix kısmı içinde söylediklerin doğru ama belkide ben bu tarz içeriklere bir tıkla ulaşmayı ve mümkünse en ucuz fiyatla ulaşmayı seven biriyim takdir edersin ki 2 kişi gittiğin ve orta halli bir mısırla girdiğin bir sinema filmi parasına neredeyse 6 aylık netflix alabiliyorsun haksızmıyım. Bir başka kısmına gelince ellerinden öper 2,5 yaşında bir kızım var hamilelik dahil neredeyse 3 yıldır sinemaya gidemedik ( diğerleri bizim cimcimeden rahatsız olmasın rahat seyredebilsinler diye :) ) bu yüzden benim gibi yada buna benzer sebeplerden ötürü buralara ulaşamayan insanlarada bir çıkış yolu oluyor uygun oldukları bir kaç saatte netflix yada benzeri platformlar diye düşünüyorum. Sen bu taraftan baktığında ne düşünüyorsun.

    • Merhaba, çok teşekkür ederim. Yazı yazamadığınızdan bahsetmişsiniz ama aslında bu yorumunuz bile aslında bir blog yazısının başlangıcı gibi, yani bir yerden başlarsanız devamı mutlaka gelecektir. Sadece Türkçe ve yazım kuralları konusunda biraz daha özenli olmanızda fayda var diye düşünüyorum 🙂 Netflix’in faydalı olmadığını söylemedim aslında yazımda, sadece neredeyse sınırsız içerik sunması sebebiyle bizim için sinema kavramını değersizleştirdiğine değindim. Biz de yıllarca sinemaya gidemedik, o konuda sizi çok iyi anlıyorum.

  • Böyle sohbet eder gibi (Kahve Bahaneden de anlaşılacağı üzere) yazmayı çok severim. Okuması da keyifli. Yok artık böyle yazan bloglar. Yeni serin hayırlı ve daim olsun.

    • Çok teşekkürler Yasemin, özgürce ve akıcı yazabilme düşüncesi beni bu seriye başlamaya itti. Her seferinde “çok önemli bir konu bulmalıyım” kafasını yaşamak bir süre sonra sıkıyor çünkü.

  • Çay için teşekkürler:)
    3. Paragrafa katılıyorum, yapay zekadan doktor olması fena bir şey değil, en azından büssürü poliklinik gezmeyiz iyi olur. Günümüze gelecek olursak birçok testler var muayeneye gerek bırakmayan, muayenede doğru tanı için düşündüren, yönlendiren o yüzden buna genelde takılmam. Alışverişle arası gerçekten iyi olmayan ben de avm’de öylesine gezen konusunda katılıyorum(yalnız bunları yazarken geldi aklıma, ikimizin yazdıkları da okunuyorsa masa bayağı kalabalık :))
    TV yok evde netfilx hiç yok, Fenerbahçe taraftarı yüzünden futbola küsme, ekstra fanatikler yapacak bir şey yok o konuda. İnstagram kullanmadığım gibi kimse komik video göndermiyor ama muhtemelen kişisine ve videoya göre 1-2 arasında gider gelirim.
    Çok konuşmuş hissediyorum, dinleneyim:)
    Ayrıca çay muhabbeti iyidir.

  • Çay fikrine karşı her zaman olumlu yaklaşmışımdır. Buna istinaden çay ile yapılan muhabbetler de çok özel ve güzeldir.
    Mekanların açılması ile alakalı tüm işletmelere eşit davranılması gerektiğini düşünüyorum. Instagram’daki video paylaşımı için ise her bulduğunu atan değil de, seçici davranan arkadaşlara sahibim diyebilirim. Yapay zeka teknolojisini düşündüğümde ise insanların yerini tamamen almadıkları sürece her platformda kullanılmalarını destekliyorum. Şimdilik benden bu kadar… Çay için sağol kanka.

  • (Abicim benimki oralet olsun.)

    Yasaklar artık iyice illallah ettirdi. Ne doğru düzgün gezebiliyoruz ne de yasaklar yüzünden vakit bulabiliyoruz. Aşı mevzusu tutsa bari de tüm insanlık rahat bir nefes alsa. Ama ne yalan söyleyeyim aşıya karşı ben d bir miktar önyargılıyım. Çip takacaklarmış gibi muhabbetlerden dolayı değil de yan etkisi olabilir mi acaba diye düşünmüyor değilim.

    Futbol konusunda seninle karşıt olan görüşü savunanlardanım abi. İnsanlar afyon misali futbol ile kendilerini uyuşturmalarını elbette tasvip etmiyorum ama içinde bulunduğumuz zamanda her türlü olumsuz durumun yanında kafa dağıtmak, eğlenmek bu kadar ihtiyaçken ve insanlar bunu futbol ile yapıyorsa, yapsınlar. Tabii ki işin endüstriyel kısmına girecek olursak işler değişir.

    Komik video gönderen insanların bir de üçüncüsü var. Sürekli karşı tarafın takip etmediği ve gizli bir hesabın paylaşmını gönderenler. Ve her defasında da gizli hesap olduğu için göremiyorum dememe rağmen göndermeye devam edenler.

    Hızlı ve Öfkeli Full Hd 720p izle diye arama yaptığımız yıllardaki gibi heyecanı kalmadı elbette. Fakat ben bu durumdan çok da şikayetçi değilim. Benim gibi tembel bir insan için işleri baya kolaylaştırıyor.

    • (Abicim çayın biri oralet oldu!) Gel İsmail gel. Tabi senin Konyaspor’a dokunduğumuz için hemen itiraz edersin 🙂 Tesadüfen tam da az önce takip etmediğim bir sayfaya ait video paylaşımına maruz kaldım. Hızlı ve Öfkeli’yi hiç izlemedim. Tavsiye eder misin?

  • Yazınızı üzülerek okudum. Pekala her paragrafta ülkemizin derin sorunlarından birer parçanın gün yüzüne çıktığı görülüyor. Hiç mi iyi ve güzel şeylerimiz yokmuş diye hayıflanmadım değil. Gerçekçi olmak gerekirse yok, pek yok. Hatta hiç yok. Nereden bakarsak bakalım, eğer insanlar kendini ” sizler ” gibi geliştirmediyse hayatın bu olağanlığı ve sığlığı içinde yaşamaya devam edeceklerdir.

    Algınızı ve iç sesinizi bize dinlettiğiniz teşekkür ederim.

  • çok cana yakın insanları çekebilecek bir yazı olmuş gerçekten ve keyif verici bir durum oldu benim için okurken merakla diğer yazılarınızı da okuyacağım ellerinize sağlık :)

  • Gerçekten karşılıklı oturup iki çay içermiş gibi okudum. Ayrıca gündemden dertleştik de. Keşke dijital ortamdan ve şu pandemiden çıkıp arkadaşlarla böyle yüze görüşebilsek! Kalemine sağlık. Teşekkürler…