Pazar Akşamı Bunalımı

Cuma akşamı sevincinden bir derece daha ağır geçer. Cuma akşamı sevinci dediysem, sizin için dedim. Ben cumartesileri de çalışıyorum. Birçoğunuz hatırlar. Çocukken pazar akşamları banyo yapma zorunluluğumuz vardı. Banyodan çıkınca duyduğum, annem okul kıyafetlerimi ütülerken çıkan buharla karışık o ütü kokusu hala burnumdadır. Bir süre sonra erken yatman gerektiği söylenir, yarın okul vardır çünkü. Biz pazartesileri belki de bu yüzden sevmeyiz.

Kendinize hiç dışarıdan baktınız mı? Ben baktım. 26 yıllık hayatının son 4 yılını çalışarak, ondan önceki 15 yılını da okuyarak geçirmiş, kalan – ne kadar kaldığı belli olmayan- hayatı boyunca da bir ev sahibi olmak dışında kayda değer bir amacı olmayan sıradan bir insanım. Dünya üzerindeki değerim yaklaşık olarak bir bölü yedi milyar.

İşte bu yüzdendir bizim pazar akşamı bunalımlarımız.
Bir günlük izin için 6 gün, yirmi günlük tatil için 11 ay, on – on beş senelik emeklilik için 35 sene çalışan bir insan, herhangi bir pazar akşamında neden mutlu olsun ki?

Düşündüm.
Mutlu olmak için bir sebep var.

Hafta pazartesi günü başlar, pazar günü biter ve bu bitişi yeni bir haftanın başlangıcı takip eder.
Hayatımızı tek bir hafta olarak düşünürsek, öyle bir pazar akşamı hazırlamalıyız ki kendimize, tıpkı bir cuma akşamı gibi endişesiz ve mutluluk verici olmalı.

Fakat…
Ya bugün günlerden pazarsa?

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaş:FacebookTwitterWhatsAppPinterestLinkedIn
Yazan
Sezer İltekin
Yazıya bir yorum yap

2 Yorum
  • Yaklaşık 2,5 yıl önce yazılmış bir yazı olmasına rağmen nasıl olur da yorumsuz kalır. Acaba insanlar söyleyecek bir sözcük dahi bulamamışlar mı? O kadar güzel ki! Sezer beyciğim siz neden deneme yazmıyorsunuz yahu. Muhtemelen cevabını tahmin ettiğim bir soru oldu bu. Benim çok hoşuma gitti doğrusu. Belki bu yorum ile size bu güzel düşünceyi yıllar sonra hatırlatmış olurum. :)
    Sevgi ile…