Genel

Ters tıkladım hayatım değişti


1997 Yılında bir şirket (Algida) bilgisayarında Windows 95 işletim sistemini gördü ve mouse ile gizlice oynarken masaüstünde bir simgenin kopyalanmasına sebep oldu. O zamanlar mouse ile ters tıklamak insan beyni için oldukça karışık bir kavramdı ve ters tıklamak için hangi parmağınızı aşağı bastırmanız gerektiğini düşünmeliydiniz. Sonuç olarak olay ortaya çıktı ve Şeref adındaki kel yetkili kişi tarafından teknik servis arandı. Muhtemelen teknik servis elemanı “simgeye ters tıklayıp sil’i seçin” gibi bir talimat verdi. Bunun üzerine Windows 95’li bilgisayarın masaüstünde hayat normale döndü ve şirkette verilen alarm sinyalleri son buldu…

Bu şirket içinde faili mechul suçun faili olarak, her zaman simgeleri kopyalayıp bilgisayarlar üzerinde egemen olan gizli bir ajan gibi hissettim kendimi. Nihayetinde dondurma satan bir plasiyerin oğluydum ama ajandım işte. (plasiyer?) Suçlu her zaman olay yerine geri döner derler. Ben de döndüm ama g*tüm yemedi bir daha simge kopyalamaya. Nasıl silindiğini bilsem yine kopyalardım ama bilmiyordum.

1999 yılında Web Sitesi ve WWW: Dünyayı Saran Ağ isimli iki ince kitap buldum nerden bulduysam. Aynı yılın Mart ayında (aydan emin değilim cümledeki akıcılığı bozmamak için bir ay ismi sallamak zorundaydım) köyümüze internet kafe de açılınca, değmeyin keyfime. Herkes Fifa 99, Driver, Half – Life gibi oyunlar oynarken ben kafe içerisinde internete bağlanmak için en az 4 kişinin internete girmesini bekliyordum. Zira o zamanlar çevirmeli bağlantı vardı. Telefon para yazıyordu. Dört kişiden az olunca modemi açmıyorlardı. Gün geldi paintte salakça birşeyler karalayan adamı bilgisayar mühendisi zannettim, gün geldi Hyper Text Markup Language anlamına gelen internet programlama dili HTML’yi Hotmail sandım. Saatlerce aradım Hotmail’de kodları nereye yapıştıracağımızı. Bulamadım…

Bir gün kendime sezer007 kullanıcı isimli bir mail adresi aldım. Çocuklar gibi sevinmiştim. Zira çocuktum da. O zamanlar tanıdığım kimsenin e-mail adresi olmadığı için kendime mail gönderiyor, sonra başka bir bilgisayardan cevaplıyordum. Varımı yoğumu internet kafeye yatırır oldum. Bu işi yapacağıma ant içmiş gibiydim. İnternet üzerinde egemen olduğum küçük alanım, yani posta kutum, o zaman bana İngiltere Krallığı gibi geliyordu da kimseye diyemiyordum.

Kitaplardan öğrendiğim basit HTML kodlarını adeta ezberlemiştim. Sonunda eskaza kodların yapıştırılacağı yeri buldum. (eskaza kelimesini yazı dilinde ilk kez kullandım) Bana mail adresi veren site, meğer subdomain şeklinde (sezer007.siteadı.com) site de veriyormuş dedim. Dayadım kodu, kopyaladım yapıştırdım ne bulduysam. Aklıma babamın çalıştığı şirketteki Windows95 geldikçe gülüyordum. Elimde son teknoloji ürünü Windows 98 vardı. Üstelik artık simge kopyalamayı biliyordum.

Bir gün yanlışlıkla sitemi sildim ve internet dünyasına küstüm. Yaklaşık bir yıl uğraşmadım bu işlerle. Ama kürkçü dükkanı ve tilki örneğinde olduğu gibi geri döndüm sanal dünyama. Yapmak istediğim şey, oralarda bir yerlerde olabilmekti. İnternet kafeci Berkan abi, beni babama övüyor, bu çocukta gelecek var diye beni gaza getiriyordu. Benden sömürdüğü paralar tatlı geliyordu tabii ibneye. Babam derslerim iyi olursa bana bilgisayar alacağını söyledi. İyiden kastının ne olduğunu anlamamıştım. Zira o güne kadar beşin altında notum yoktu. Fakat nerden bilebilirdim ergenliğimi matematiksel alanda büyük bir çöküntüyle geçireceğimi?

2002‘de ilk kişisel bilgisayarımı aldım. Son cümlemdeki ego şişkinliğini itiraf yöntemiyle tedavi edebiliriz: Hala o bilgisayarın sahibiyim. 2012‘den önce İşlemcisi celeronun üzerinde bir bilgisayarım olmasını çok isterdim. Zira mayalar kıyamet kopacak diye atıp tutuyorlar.

İltekin.net, Sezer Online derken, bu günlere kadar geldik. Şimdi Razor Design diye bir şirket kurdum kafamdan, sadece kendime çalışıyorum. Blog danışmanlığı da yapıyorum, yalan değil. Artık dosyalarla klasörlerle uğraşmak yerine, veriyorum yazıyı Blogger’a, dayıyorum tasarımı XML’den blogumu yazıyorum, kafam rahat. KelimelerBenim.com‘un tasarımını ben yaptım piksel piksel. Ha derseniz ki, ulan sıfırdan mı yaptın, hayır. Şöyle bir tema buldum, üzerinde oynadım da oynadım ortaya bu çıktı. Artık simgeleri kopyalayıp silmekten korkmasam da ben bilgisayar mühendisi değilim ey canlar! Olmadım, olamadım. Beygir mühendisi oldum onda da mesud olmadım. Ama sen nesin be hey Sezer derseniz derim ki, ben bir Reverse Engineering uzmanıyım. Hadi buyrun bu da size Google Ödevi!

Yazar Hakkında | Sezer İltekin

2008 yılından bugüne tam 10 yıldır blog yazıyorum. Bilgisayar, hayatımın vazgeçilmez bir parçası. İmkanı olsa kod yazarak hayatını idame ettirmek isteyen, kamuda bilgi işlem sorumlusu olarak çalışan 30 yaşında bir adamım. Evliyim ve 3 yaşında Emir adında bir oğlum var. Bir tanesi lisans, dört tanesi önlisans olmak üzere birbiriyle ilgisiz 5 üniversite bölümünden mezun oldum. Şu anda Açıköğretim Web Tasarımı ve Kodlama bölümü ikinci sınıf öğrencisiyim. Diploma biriktirmek için değil, ölmeden önce olabildiğince çok şey hakkında bilgi sahibi olabilmek için okuyorum. PHP, dronlar, fotoğrafçılık, karıncalar ilgi alanlarımdan bazıları. Daha fazlası için: Ben Neymişim »

2 Yorum

Yazı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?


Önemli: Ticari (SEO) amaçlı yorum backlinkler cüzi bir ücret karşılığında onaylanmaktadır. Ayrıntılı bilgi için buraya tıklayın.