Bu Hafta Ne Öğrendim #12

Selam dostlar! Bu hafta yine birbirinden gereksiz bilgiler edindim. Her ne kadar saat geç olmuş olsa da yazıyı yayına aldım, siz sabaha okursunuz artık. Gelelim bu hafta öğrendiklerime.

Emily Standen isminde biyolog bir ablamız, balığa yürümeyi öğretmiş. Peki nasıl? Senegal bişiri türünde bir balık almış, 8 ay boyunca bu balığın karada nefes alabilme özelliği ve yüzgeçlerini ayak gibi kullanabilme potansiyelini kullanarak balığa su yüzü göstermemiş. Sonra balık tabi ne yapsın, yüzgeçlerini kullanarak yürümeyi öğrenmiş.

Belki hepiniz biliyorsunuzdur ama ben bunu bu hafta öğrendim ve “yıllardır nasıl bunu bilmeden yaşamışım” diye kendi kendime hayıflandım. Yeşilçam filmlerinde sıkça gördüğümüz Ali Şen, usta oyuncu Şener Şen‘in babasıymış. Şu an kendimden utanıyorum.

sener_sen_ali_sen
Şener Şen ve babası Ali Şen

Daha önce arka ayaklarını kaybetmiş, yürüyemeyen kedi ve köpekler için tekerlekli protezler yapıldığını görmüştüm fakat bu defa bu protez işinin hangi hayvana uygulandığını öğrenince çok şaşırdım. Adamlar, yüzgeçlerinde sorun olan bir balığa, suyun içinde daha az enerjiyle hareket edebilmesi için protez yapmışlar. Balıklara yürümeyi öğreten psikopat abladan sonra bir nebze umut verici.

Pizza Hut, Hong Kong’daki restoranlarında dağıtılmak üzere, projektöre dönüşebilen pizza kutuları yaptırmış. Pizza kutusunun içinden çıkan lens ve bu işe uygun olarak tasarlanmış kutu sayesinde, lensi yerine yerleştirip, kutu üzerinde bulunan QR kodu akıllı telefonunuzla okutarak, bir film oynatabiliyor ve akıllı telefonunuzu bu kutunun içine koyarak filmi duvara yansıtabiliyormuşsunuz. Benim hoşuma gitti.

16. Yüzyılda Latin harfleriyle yazılmış bir Türkçe Sözlük bulunmaktaymış. Yani Arap alfabesi ile birlikte, bugün kullandığımız Latin Alfabesi de Türkçe dilini yazmak için daha önceden kullanılmış. İşte 16. yüzyılda yazılan o sözlük. Bu sözlük, şu anda İngiltere – Londra’da bulunan The Welcome Library’deymiş.

Osmanlı Padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman, İstanbul’daki yangınlar sıklaşınca, çare olarak saçma sapan, akla mantığa uymayan ve günümüz bürokratlarının kafa yapısına uygun şu çözümü bulmuş: Kimin evinde yangın çıkarsa o idam edilecek. Ferman buyurmuş. Güya bu şekilde yangınlara engel olacak. İlahi adalet, ferman çıktıktan sonra ilk yanan ev Kanuni Sultan Süleyman’a aitmiş. Hal böyle olunca ferman apar topar yürürlükten kaldırılmış, birçok masum insan da ölümden kurtulmuş. Kaynak Said Alpsoy’un Tarih Kaderi İspat Ederse adlı kitabıymış. Bilginin internetteki kaynağı ise şurası.

Mısır’da bulunan ve 2.3 milyon taş kullanılarak inşa edilen Büyük Piramit‘in koordinatı (29,9792458º Kuzey) tam olarak ışığın bir saniyede aldığı yola eşitmiş (299.792.458 m/sn). Bu adamlar o kadar zaman önce ışığın hızını metresine kadar nerden bildi, hadi bildin, o koordinatı nasıl buldun? Aklımda deli sorular. Ama bu piramitlerin insan işi olmadığına eminim.

Lisede İngilizce öğretmenimiz bize anlaşılması kolay bir İngilizce şarkı dinletmişti. Dün gibi hatırlıyorum, Tracy Chapman‘dan “Baby Can i Hold You Tonight” isimli şarkıydı ve hala da ezberimdedir. Bugün Tracy Chapman’ın erkek değil, kadın olduğunu öğrendim ve büyük bir şok yaşadım. Şarkının adı, sanatçının adı ve sesi kesinlikle erkek olduğunu düşünmemi sağlamıştı. Şu şarkıyı bir dinleyin bakalım, şaşırmakta haksız mıyım? Şu şarkı.

MNG Kargo, adını MNG Şirketler Grubunun Kurucusu ve Başkanı olan Mehmet Nazif Günal’dan alıyormuş. İkinci bir Nergis TV (NTV) vakası daha. Böyle karizmatik kısaltmaların altından  bu tür isimler çıkınca nedense çok şaşırıyorum ben.

Bir kötü haber daha: Yıllardır Japon markası sandığım YU-MA-TU, Yusuf Mahmut Tuncer kardeşlerin isimlerinin ilk harflerinden oluşuyormuş ve fabrikası da Japonya’da değil, Halkalı’daymış. Hayat ne garip.

Dünya üzerinde ve evrende gördüğümüz her şey atomlardan oluşuyor. Bir atomun ise %99,9999999999996’sı boşluktan oluşuyormuş. Yani eğer vücudumuzu oluşturan atomların içindeki boşluğu tamamen yok edebilseydik, bedenimiz yaklaşık olarak bir tuz tanesi kadar kalırmış. Böyle düşündüğümüzde evrenin aslında boşluktan oluştuğunu anlayabiliriz. Tuz tanesi kadar varlığımızla öyle fazla artistlik yapmamak lazım.

Şimdi siz yazın bakalım, bunların içinden daha önceden bilmediğiniz ve şimdi öğrendiğinize memnun olduğunuz neler var? Sevgi ile.

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaş:FacebookTwitterWhatsAppPinterestLinkedIn
Yazan
Sezer İltekin
Yazıya bir yorum yap

15 Yorum
  • Bence MNG, NTV gibi isimlerde bir karizmatiklik yok fakat bize çok karizmatik gibi geliyor. Bunun sebebi de markanın büyüklüğü ile alakalı büyük ihtimal.

  • Piramitler konusu başlı başına bir efsane. Acaba diyorum, insanlık bizden önce dahamı zekiydi. Ntv olayına gelecek olursak, ilk duyduğumda bende hayret etmiştim. Nergis tv olsaydı, belki bu kadar büyük bir kanal olmazdı.

  • Atomda ki boşluk ve Kanuni Sultan Süleyman’ın fermanı beni baya şaşırttı. Piramitlerle ilgili sırlar açığa çıktıkça bu yapıtların insanlar tarafından yapılmadığı kanısına git gide daha da fazla yaklaşıyorum.

  • “16. Yüzyılda Latin harfleriyle yazılmış bir Türkçe Sözlük bulunmaktaymış.” şeklinde başlayan yazıda bir kısmı düzeltelim hocam. Şuan kullandığımız alfabe Latin Alfabesi değil Türk Alfabesi. Bunu harf inkılabında alınca anayasaya Latin Esaslı Alfabe diye geçirmişler. Çünkü Latin Alfabesinde “ş,ı,ğ,ü,ö” gibi harfler yok. Bu da benden boyutum aslen tuz tanesi kadar olasa da artislik olsun. :)

  • Reis güzel bir yazı ama piramitler konusu saçma bence sonuçta koordinatlar İngiltere üzerinden geçiyor ve sonradan belirlenmis şeyler zamaninda. Örneğin Türkler bulup İstanbuldan gecseydi o zaman bu hesap tutmayacakti.

  • Mısır Piramitleri konusunda üretilen komplo teorilerini ciddiye almayın Sezer Bey. Onlar da insan eseri ama şimdiki gibi 100-150 kişiyle 1 yılda bitirilenler gibi değil yalnızca. Piramitlerin inşası büyük teknik beceriler, buna karşın pek az teknoloji gerektiriyordu. Dönemine göre muazzam yapılar oldukları elbette doğru ama komplo teorilerinde öne sürülenler gibi değil.

    • Peki verilen bu sayılarla ilgili ne düşünüyorsunuz? Ya da tonlarca ağırlığındaki 2.3 milyon taş nasıl oldu da o yüksekliğe çıkartıldı? Kalkıp “uzaylılar yaptı” gibi komik bir açıklaması olduğuna inanmıyorum fakat ortada sıradışı bir şeyler olduğu aşikar.