Bu Hafta Ne Öğrendim #13

Bugün, akşama kadar bilgisayar kullanma fırsatı bulamayacağım için, bu yazıyı size geceden hazırlıyorum. Siz bu satırları okurken, ben çok uzaklarda olacağım. Şaka şaka buralardayım. Koskoca 13 haftayı geride bıraktık ve 13 sayısının yeri bende ayrıdır. Lisede okul numaram 13’tü. O günlerden beri sempati duyarım 13’e. İçimden bir sayı seçeceksem genelde 13’ü seçerim. Sıralı dolaplardan birine ayakkabımı koyacaksam 13 numaralı dolaba bakarım önce boş mu diye. Böyle gereksiz bir girizgahtan sonra başlayalım bu hafta öğrendiklerimi sıralamaya.

Dünyanın en ağır insanı Amerikalı Jon Brower Minnoch adında bir abimizmiş. Bu adam tam 635 kilograma kadar çıkmış. Birçok defa tedavi edilmeye çalışılmış ama nafile. Sonunda 42 yaşındayken ölmüş. Toprağı bol olsun. Aslında dünyanın en ağır insanı Carol Ann Yager adında bir kadınmış ve tam 727 kilograma kadar çıkmış fakat bu rakam resmi kayıtlara geçmediği için ilk sıraya girememiş. Yine de kendisi En Kilolu İnsanlar Listesi‘nde 3. sırada ve dikkatimi çeken şey ise listede bulunan 10 kişiden 9’u Amerikalı.

Kiev (Ukrayna) Prensi “Yüce Vladimir” zamanında Paganizm’den İslam’a geçmeyi düşünmüş fakat sırf alkol ve domuz eti yasak diye vazgeçmiş ve Hristiyan olmuş. En azından dürüst adammış aga. Ben yapamam demiş, çekilmiş.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek 1948 doğumluymuş, yani 67 yaşında! Vay arkadaş bu adam 3 sene sonra 70 yaşında olacak. Bunu öğrenince diğer siyasilerin doğum tarihlerine de baktım ve şaşırdım. Tıpkı Melih Gökçek gibi, Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli de 1948 doğumluymuş. Recep Tayyip Erdoğan ise 1954 ile diğerlerinden 6 yaş daha genç.

Türkiye’de 1939’lu yılarda çiçek desenli un çuvalları üretilmiş. Bunun sebebi ise, o yıllarda Kurtuluş Savaşı’ndan çıkmış olan Türkiye’de yoksul kadınlarının çocuklarına un çuvallarından elbise dikmesi ve bunun un fabrikaları tarafından öğrenilmesiymiş. Ne güzel bir hareket.

Bizim dilimizde “bir dikişte bitirmek” anlamına gelen fondip, İngilizce’deki “found deep” cümlesinden türemiş. Ayrıca bizdeki dip kelimesi ile, İngilizce’de derin anlamına gelen deep kelimesinin birbirine bu kadar benzemesi de sanırım tesadüf değil.

Kangren kelimesinde geçen “kan“ın, bildiğimiz kan ile bir alakası yokmuş. Kangren, Latince gangraena kelimesinden geliyormuş. Halbuki çocukken parmağımıza bir lastik geçirip kan dolaşımını engellediğimizde “kangren olursun lan” derdik. Gençliğimize yazık.7

Bir diğer kelimemiz ise Röveşata. Ne garip bir isim değil mi? Yazarken bile zorlandım. Bu kelime İngilizce “Reverse Shot” yani ters vuruştan geliyormuş. Öyle gizemli bir kelime değilmiş yani. Bunu yazdıktan sonra kaynak aradım ve kelimenin reverse shot ile alakası olmadığını öğrendim. Daha önce de dediğim gibi, internet tam bir çöplük. Bu satırları da ibret olsun diye silmiyorum. Röveşata sözcüğü Türkçeye, İtalyancada da aynı anlamı taşıyan “rovesciata” sözcüğünden geçmiş. İtalyancadaki kökeni ise tepetaklak etmek/olmak anlamı taşıyan “rovesciare” kelimesine dayanıyormuş. Vikipedi öyle diyor.

Bu haftalık bu kadar.

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaş:
Yazan
Sezer İltekin
Yazıya bir yorum yap

13 Yorum
  • Un çuvalı mevzusunu yakın zamanda sosyal medya aracılığıyla öğrenmiştim. Fakat fondip, kangren ve röveşatanın tam anlamlarını bilmiyordum. Açıkçası Türkçe değilde uluslararası bir dil konuşuyormuşuz gibime geldi.

  • Abi İ.Melih sanırım beni de gömecek, korkuyorum… Bu arada her tarafa kendi heykellerini koymaya başladı, ortalık dinazor kaynıyor yahu.

  • * Şöyle bir bakınca “found deep”in “dibini bulmak” anlamına geldiğini gördüm ve gülümsedim. Nasıl da bilincinde olmadan kullanıyoruz kelimeleri.
    * Ben de depresyonun “deep press” kökünden gelip gelmediğine baktım ama gelmiyormuş :)
    * Ek olarak “çekyat” ne güzel bir kelime öyle :)
    * Ha bir de şey: “Nakavt” da “knock out”un dilimizdeki hali.

    Hacım, seviyorum yazdıklarını. Arada bir yorumlasam da okuyorum devamlı.

  • Abi ben yazı okumayı pek sevmem, hep görsel olaylara odaklanırım fakat bugün, şu an arkadaşımdan gördüm siteyi yazıdan yazıya atlıyorum eline sağlık çok güzel yazılar, iyi çalışmalar dilerim. :)

  • Hocam merhaba. blogunuzla yeni tanistim ama begenerek okuyorum. nacizane bir onerim olacakti. wikipedia aslinda cok da guvenilir bir kaynak olmadigi icin referans olarak verilmemesi gerektigini dusunuyorum. sonucta herhangi birimiz internet coplugu olarak wikipediayi da kirletebiliriz ve bu bilgi referans olacak onem ve ciddiyeti tasiyamaz.
    bunun yerine mumkunse baska bir kaynak aramak ve ya wikipediada yazarin verdigi linki ve ya kaynagi referans olarak vermek daha guvenilir bilgi kaynaklarina erismemizi saglar biz okucularin.
    tesekkurler. ogrenip ogretmeye devam.

    • İnternet o kadar büyük bir çöplük ki içinden temiz bir bilgi çıkartabilmek neredeyse imkansız. Vikipeda herkesin katılımıyla oluşturulan ve dezenformasyona açık gibi görünen bir mecra gibi görünse de aynı derecede uygulanan kontrol mekanizması sayesinde asılsız bilgilerin silinmesi sağlanıyor. O yüzden “kötünün iyisi” Vikipedia’ya güvenmekten başka çaremiz kalmamış oluyor.