Bu Hafta Ne Öğrendim #18

Merhaba güzel insanlar. Aylar sonra BHNÖ serisine kaldığım yerden devam etme kararı aldım. Harika bir şekilde başlayıp, 17 hafta boyunca teklemeden siz değerli okurların monitörlerini süsleyen BHNÖ serisi, ben baba olup, Emir Bey ile ilgilenmeye başlayınca sona ermek zorunda kalmıştı. Her yılbaşında olduğu gibi bu yılbaşında da bazı kararlar aldım ve bu seriyi 2016 yılı boyunca devam ettirmek bu kararlardan biri. Konuyu fazla uzatmadan bu hafta öğrendiklerime geçelim.

Japonya’da adamın biri, oynadığı oyunun bilgileri silinmesin diye aynı atariyi 20 yıldır çalıştırıyormuş. Tam 20 yıl hiç durmadan çalışan atari Nintendo marka. Gerçek olup olmadığından emin olamıyorum fakat Japonlardan beklenecek bir hareket olduğu konusunda da gönlüm beni ikna etmeye çalışıyor açıkçası.

Dünyanın en ıssız yeri, Pasifik Okyanusu’nda bulunan ve en yakın kara parçasına 2700 kilometre uzaklıkta olan Point Nemo diye bir kara parçasıymış. Bir nevi yalnızlığın kutup noktası. Bir gün Point Nemo’ya yolunuz düşerse Allah yardımcınız olsun.

Atmosfere giren göktaşları (Aaa gördün mü yıldız kaydı dediğimiz) yanarken içerdikleri elementlere göre renk yayıyorlarmış. Demir varsa sarı, nitrojen ya da oksijen varsa kırmızı, kalsiyum varsa mor gibi. Bu resimde diğerleri de var.

Her gördüğüm yerde bende bir Yu-Ma-Tu izlenimi uyandıran GoldStar markası aslında Güney Koreli ünlü elektronik devi LG şirketinin eski adıymış. Öğrenince yok artık dedim. Adamlar resmen bu sefer olucak lan deyip yeniden başlamış ve olmuş.

Sürekli gördüğümüz ve Atatürk’ün imzası diye bildiğimiz o imza Hattat Etem Çalışkan’ın, Mustafa Kemal Atatürk’ün asıl imzalarına bakarak ortaya çıkardığı bir esermiş. Aynı şekilde yıllardır ders kitaplarının başında gördüğümüz İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabe ile bunların arka fonundaki Atatürk portresi de kendisinin eseriymiş. Şurada da kendisiyle ilgili bir Youtube videosu bulunuyor. Kaligrafi sanatıyla ilgilenen biri olduğum için midir bilmem, beni çok etkiledi tüm bu çalışmaları. İlhamını asla kaybetmemiş, gerçek bir sanatçı Etem Çalışkan. Allah kendisine sağlık, sıhhat versin.

Gunshot dedector diye bir sistem varmış ve güvenlik görevlilerine açılan ateşin tam olarak nereden geldiğini tespit edip anında karşılık verilmesini sağlıyormuş. Sanırım bunu üreten şirketin şöyle bir videosu var. Araçlara ya da direkt olarak silahların üstüne takılabiliyor. Türkiye’de bu sistem kullanılıyor mu bilmiyorum fakat kullanılmıyorsa acilen kullanılmaya başlanmalı diye düşünüyorum.

Amerika’daki meşhur Özgürlük Heykeli aslında Osmanlı Devleti’ne aitmiş. Şaka gibi geliyor değil mi? Kesinlikle şaka değil. Mısır’a dikilecekmiş fakat dönemin Padişahı Sultan Abdülaziz tarafından peşinatı ödendiği halde, dikilen heykelden ötürü huzursuzluk çıkacağı endişesiyle bu plandan vazgeçilmiş. Depoya kaldırılan heykel 20 yıl sonra yerinden çıkartılıp Amerika’ya hediye edilmiş. Hikayenin devamı burada.

Şu sıralar Andy Weir’in Marslı isimli romanını okuyorum, bu sebepten midir bilmem, dikkatimi bir site çekti. Howmanypeopleareinspacerightnow.com isimli sitede, an itibariyle uzayda kaç insanın bulunduğu, kaç gündür uzay boşluğunda oldukları, isimleri ve görevleri yazıyor. Mesela şu anda uzayda 6 kişi varmış, bunlardan en eskisi Uçuş Mühendisi Scott Kelly imiş. Scott abimiz tam 289 gündür uzayda. Yatın kalkın halinize şükredin. Bu arada Marslı isimli romanı şiddetle tavsiye ediyorum.

Microsoft Word’de “The Spike” adında bir özellik varmış. Uzun bir yazının içinden bir kısmını seçerek CTRL+F3 tuş kombinasyonuyla kesebiliyor ve bunu birden fazla parçaya art arda yapabiliyormuşuz. Daha sonra CTRL+Shift+F3 yaptığınızda, bu kestiğimiz parçaların hepsi kesme sıramıza göre alt alta güzelce sıralanıyormuş. Denedim, oldu. Teşekkürler Bill Gates.

Çin Cumhuriyeti diye bir ülke duydunuz mu? Hayır bildiğimiz Çin Halk Cumhuriyeti değil bu. Duymadıysanız, Tayvan’ı kesin duymuşsunuzdur. İşte Tayvan ülkesinin resmi adı Çin Cumhuriyeti imiş. Zamanında Çin’den ayrılıp bağımsızlığını ilan etmiş bunlar. Dünya’da çok az ülke tarafından tanınıyorlarmış. Bildiğimiz Çin ile deli gibi ticaret yapsalar da Çin, bunların diğer ülkeler tarafından tanınmaması ve Birleşmiş Milletler üyesi olmaması için sürekli gıcıklık falan yapıyormuş. Yalnız, kurulmasına sebep olan olayın adı da Boxer Ayaklanması imiş. Konu pek iyi yerlere gitmiyor.

Haftaya görüşelim mi?

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaş:FacebookTwitterWhatsAppPinterestLinkedIn
Yazan
Sezer İltekin
Yazıya bir yorum yap

11 Yorum