Erkeksen çıkışa gel Suriye!

Türkiye ile Suriye arasında birkaç ay önce Esad güçleri tarafından gerçekleştirilen Hule Katliamı ile birlikte ortaya çıkan, 22 Haziran’da jetimizin düşürülmesiyle büyüyen ve “kimsin oğlum sen – asıl sen kimsin – hareket yapma birader” kıvamında devam eden kriz birkaç gün önce Suriye’den ateşlenen top mermisinin Akçakale’de patlayarak 5 vatandaşımızın hayatını kaybetmesiyle iyice alevlendi.

Tarih derslerinden öğrendiğimiz kadarıyla her savaşın ateşleyici bir sebebi olması gerekir. Mesela Birinci Dünya Savaşı için hep “Avusturya Macaristan veliahtının bir Sırp tarafından öldürülmesi” sebep olarak gösterildi bize. Kimse de demedi ki kim bu veliaht? Ne iş yapar? Hangi Sırp öldürmüş, ilk kim kime vurmuş? Bunları hiç kimse bilmiyor. Bu Türk kavgalarının vazgeçilmez bahanesi olan “anama küfür etti” gibi bir şey olsa gerek. Birileri savaşmak istiyor -ya da savaştırılmak her neyse- sonra ufacık bir kıvılcım bekleniyor. Normalde karanlıkta bile görülmeyecek bir kıvılcım bir anda dev bir yangına dönüşebiliyor.

İşte tam da böyle bir zamandayken internet kafelerde kurulan Counter-Strike orduları, başarıyla “mission completed” hale getirilen Call of Duty bölümleri ve Age of Empires’taki süvarilerin “olur, yaparım, Allah Allah” demesi gençlerimize öyle bir özgüven vermiş ki, krizi duydukları anda bordo klavyelerini sırtlanıp, Suriye’nin twitter sınır kapısından girip ülkeyi darmadağın ettiler. Vay benim koçlarıma. Onlara göre savaş W,A,S,D tuşları ve mouse ile yapılan bir şey.

Diplomatik yolla ne ne kadar halledilir bilmiyorum. Ben siyasetçi ya da diplomat değilim. Ama bildiğim bir şey var ki o da savaşın başvurulması gereken son çözüm olduğu. 81 Düzce, 82 Los Angeles, 83 Hong Kong deyip klavyenizin tetiğine basmadan önce bir kez daha düşünün.

İnsanın hayatındaki en değerli şey yaşamaktır. Hayatı elinden alınmış bir insan için geride kalanların, kazanılanların, sahip olunanların hiçbir değeri yoktur. Siz de “erkeksen çıkışa gel Suriye, adamın aklını alırız Suriye” diyorsanız bir an önce ESC tuşuna dokunup gidin bakkaldan çubuk kraker falan alın.

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaş:FacebookTwitterWhatsAppPinterestLinkedIn
Yazan
Sezer İltekin
Yazıya bir yorum yap

4 Yorum
  • Tebrik ederim Sezer.

    Savaş oyun olmadığı gibi kolay da değildir. Savaş medeniyete, yaşama ve demokrasiye balyoz gibi iner. Ülke ekonomisini zorlar -ki biz PKK ile mücadele ederken bile maddi kaynak sıkıntısı çeken, elindeki silahlarla ve o silahların teknolojik üstünlüğüyle değil, ölebilecek asker sayısıyla övünen cahil bir toplumuz. “Türk ordusu şöyledir, Türk ordusu böyledir” diye kendi kendimize gaz verip dünyanın ümüğüne yapışabileceğimizi düşünüyoruz fakat ne yazık ki gerçek böyle değil.

    Tecrübesiz, koordinasyon eksikliği olan ordumuzla ve elimizdeki demode teçhizatlarla savaşa girmemiz bizi her açıdan güçsüzleştirir. Ne yazık ki kendi vatandaşımız bunun farkında değil ama savaşa girmemizi isteyen karanlık güçler son derece farkında.

    Savaş çığırtkanlığı yapanlar şunu düşünsünler: Aleni düşmanımız olan PKK ile savaşmak için Kandil’e operasyon yapmamıza izin vermeyen Amerika köpeği, aslen düşmanımız olmayan Suriye’ye dalmak istediğimizde neden “Türkiye haklı, dalsın tabi sonuna kadar destekliyoruz” diyor?

  • Doğru söylüyorsun Caner. Senaryonun içinde üçüncü bir el olduğu -ki ne üçü ne beşi- o kadar belli ki bu defa; görmemek için kör olmak gerekiyor. Bu bizim savaşımız değil. Daha amiyane bir tabirle bize giren-çıkan yok aslında. Peki bu savaş çığırtkanlarının amacı ne? Plaka sayısını arttırmak mı?

  • Bizi savaşa çekmeye çalışanlar işlerini gayet iyi yapıyorlar. Büyük Orta Doğu Projesinde sıra Suriye’de tabi. Bu arada Türkiye’de bir yara alırsa ki kanayan bir yara var zaten, bu yara iyice açılır biz de üstünü tuzlarız zihniyetinde olan dış güçler var. Bizim yapacağımız iyi bir diplomasi ile caydırıcı olmaktır. Yurtta Sulh Cihanda Sulh önceliğimiz olmalıdır. Biz savaş ülkesi değiliz.

  • Tebrik ederim Sezer.

    Savaş oyun olmadığı gibi kolay da değildir. Savaş medeniyete, yaşama ve demokrasiye balyoz gibi iner. Ülke ekonomisini zorlar -ki biz PKK ile mücadele ederken bile maddi kaynak sıkıntısı çeken, elindeki silahlarla ve o silahların teknolojik üstünlüğüyle değil, ölebilecek asker sayısıyla övünen cahil bir toplumuz. “Türk ordusu şöyledir, Türk ordusu böyledir” diye kendi kendimize gaz verip dünyanın ümüğüne yapışabileceğimizi düşünüyoruz fakat ne yazık ki gerçek böyle değil.

    Tecrübesiz, koordinasyon eksikliği olan ordumuzla ve elimizdeki demode teçhizatlarla savaşa girmemiz bizi her açıdan güçsüzleştirir. Ne yazık ki kendi vatandaşımız bunun farkında değil ama savaşa girmemizi isteyen karanlık güçler son derece farkında.

    Savaş çığırtkanlığı yapanlar şunu düşünsünler: Aleni düşmanımız olan PKK ile savaşmak için Kandil’e operasyon yapmamıza izin vermeyen Amerika köpeği, aslen düşmanımız olmayan Suriye’ye dalmak istediğimizde neden “Türkiye haklı, dalsın tabi sonuna kadar destekliyoruz” diyor?