Sosyal Medya ve Yasaklar Üzerine

Son zamanlarda haber sitelerinde karşımıza en sık çıkan haberlerin başında Twitter ve Youtube’a uygulanan erişim yasağı geliyor. Twitter’ı zaten normal şartlarda çok sık kullanmayan ve Youtube’a elektrikli süpürgeden bile girebilen biri olarak yasaklar beni pek etkilemedi. Yalnız, etki her zaman tepkiyi doğurur. Önceleri Twitter hakkında herhangi bir fikri olmayan insanlar bile, yasaklardan sonra birer hesap açıp Nietzsche’den, Franz Kafka’dan aforizmaları retweet etmeye başladılar.

Ülkelerin fiziksel sınırlarının dahi anlamsızlaştığı, bilgiye ulaşımın bu denli kolay olduğu bir dünyada -daha doğrusu böyle bir çağda- bilgiye erişimi engellemeyi, sebebi ne olursa olsun doğru bulmuyorum. Bundan kısa bir süre önce Milliyet’in teknoloji sayfalarında yeni internet yasası ile birlikte internet üzerinde topyekün engelleme yerine url tabanlı engelleme yapılacağı hakkında bir haber görüp, yetkililere “sonunda bunu akıl edebildiniz” diye içimden fırça atmıştım. Bu kadar basitti çünkü. Yıl 2014 olmuştu ve birilerinin pire için yorgan yakması, yorganın asıl sahiplerinin canını sıkıyordu.Türkiye’den Youtube’a günde 30 milyon giriş yapılıyor. 2000’li yılların başında çevirmeli modemden internete girmiş efsanevi neslin sıradan bir neferi olarak, internet üzerinde video izlemenin normal hale gelmesinde Youtube’un payının çok ama çok büyük olduğunu söyleyebilirim. Milyonlarca videoyu depolamak ve depolanan videoları aynı anda yüzbinlerce kişiye izletmek, sıradan internet kullanıcıları tarafından sanılanın aksine çok ağır bir iştir. Tecrübe etmişsinizdir, Google’a izlemek istediğiniz bir videoyu yazarsınız, karşınıza ilk gelen siteye girersiniz ve çoğu zaman sizi “video not found” (video bulunamadı) uyarısı karşılar. Bunun sebebi girdiğiniz sitenin birkaç fırın daha ekmek yemesi gerektiğidir. İşte sırf bu yüzden bile Youtube’a büyük bir saygı duyuyorum ve böyle bir kaynağa erişimi engellemeyi yadırgıyorum.

Bir siteye erişimin tamamen engellenmesi, bir tedbirden çok aslında o siteye ve ziyaretçilerine verilen bir cezadır. Fakat günümüzde sosyal medya denilen kavramın mantığı bu cezalandırmanın mantığıyla çelişir. Sosyal medya, internet sitelerinin ya da site yöneticilerinin değil, bizzat kullanıcılarının katılımıyla oluşur. Ben bir sosyal medya sitesine x şahsın uygunsuz fotoğraflarını yüklediğimde, engellenmesi gereken içerik yüklediğim fotoğraflardan başka bir şey değildir. Bunu yapabilecek altyapı ve teknolojiye sahip olduğumuza göre, bahsettiğim durumun ötesinde bir engelleme, bilgiye erişim özgürlüğü ve dolaylı yoldan ifade özgürlüğünü kısıtlar bir hal alıyor.

Her halükarda bu tür engellemeler bir şekilde aşılabiliyor. Gerek DNS değiştirme, gerek VPN kullanımı, gerekse aracı siteler ile internet üzerinde ulaşmak istediğiniz sayfaya ulaşabiliyorsunuz. Bu yöntemler hakkında internet üzerinde kısa bir araştırma yaparak bilgi sahibi olabilirsiniz. Bu konuda size Milliyet.com.tr‘nin Teknoloji sayfasını önerebilirim. Çok detaya girip sizi sıkmak istemediğimden, aklınıza takılan sorular yorum kısmından tartışmaya açabilir, bana bu kadar bilgi yetmez diyorsanız Youtube yasağına ve daha fazlasına buradan ulaşabilirsiniz.

Engelsiz günler!

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaş:FacebookTwitterWhatsAppPinterestLinkedIn
Yazan
Sezer İltekin
Yazıya bir yorum yap

1 Yorum