Twitter’ı anlamamak

Twitter’ı anlamamak

Twitter’ın neden bu kadar popüler olduğunu anlamıyorum. Eğer internetle bir ya da birkaç yıl önce tanışmış biri olsaydım bu konuya hiç girmezdim bile. Onbir yıl bu dünyayı büyüteç altına almış biri olarak söylüyorum bunu. İnsanların, kendilerine verilen 140 karaktere Allah’ın bir lütfuymuşçasına saygı göstermeleri ve bu 140 karaktere sığdırılan egomanyak ahkâmların bu kadar itibar görmesi hiç mi garip değil? Twitter’ın sosyal medya denilen kuru kalabalık üzerine ortaya koyduğu grafik kullanıcıların kendilerine verilen sınırsız ifade özgürlüğünden sıkıldığını gösteriyor. Zira, fikirlerinizi kalıcı satırlara dökerek daha büyük kitlelere ulaşabileceğiniz araçlar açık seçik önünüzde duruyorken kalkıp bir SMS’e bile sığmayan cılız bir ahkâm kesmeniz sizin tercihinizdir.

Karakter meselesi dışında birkaç noktaya daha değineceğim. Twitter’ın an itibariyle 175 milyon kullanıcısı mevcut ve Twitter’da hergün 95 milyon tweet (140 karakterlik twitter mesajı) yazılıyor. Peki bu bilgi akışı ne kadar faydalı hiç düşündünüz mü? Ya da akan bilginin ne kadarı tekrar kullanılabilir? Bu konuda ya yorum sizindir.

Biliyorsunuzdur, Twitter ayrıca ünlü insanların tercih ettikleri en popüler sosyal araç. Aklımda kalanlar Barack Obama, Shaquille O’neill, Paris Hilton, Demet Akalın, Sertab Erener, Abdullah Gül, Devlet Bahçeli gibi isimler. Bu insanların da Twitter’da ne bulduğunu anlamak zor. Yani onları Twitter kullanmaya iten sebep neydi? Bu konuda da fikrim ünlü davranışlarının kendi aralarında bir trend halini almasından kaynaklandığı yönünde. Hepsi birbirini taklit ediyor. Ünlü insanların üyeliği baz alındığında da Twitter bir delinin kuyuya attığı taşı simgeliyor.

Biliyorum, uzun yazıları sevmiyorsunuz çok fazla uzatmayacağım. Size Twitter’ın aslında ne olduğunu çeşitli tanımlamalarla değil, şu an‘dan bir örnekle anlatayım. Tanımadığım betulkinay isimli bir Twitter kullanıcısının tam şu anda Blackberry’sinden yazdığı bir mesajı aynen aktarıyorum: canlı para isimli yarışmayı ilk kez izliyorum, bir daha da izleyeceğimi hiç sanmıyorum!Genel olarak Twitter mesajlarının formatı bu. İnsanlar birşeyleri tavsiye ediyor, sevip sevmediklerinden bahsediyor, birşeylerden şikayet ediyor ve bir yerlere mesaj veriyorlar. Verdiğim örnek bir tepki ve şikayet mesajından ibaret. Tepkiyi sonundaki ünlemden anlayabiliyoruz ama sebebi belli değil. Sebebini merak edeceğimizi tahmin etmiş olacak ki hanfendi bir sonraki tweetinde sırf vakit doldurmak için aynı cümleyi besyüz kere söyleyen bir spiker ve gereksiz bir ton muhabbet !!!diye devam ediyor. Ünlemler üçe çıktı. Bu sinirin twittera yansımış hali. Birşeylerin eksik kaldığını hissettiğinden olsa gerek, “benim gibi sabırsız insanlara göre hiç değil …” diyerek noktayı koyuyor. Daha doğrusu üç noktayı. Bu üç noktadan kişinin sakinleştiğini anlayabiliyoruz. Nihayetinde sorulması gereken soruyu sorup bitiriyorum.

kişinin sözü geçen yarışmayı bir daha izlemeyecek olması kimin umurunda?
Bu yazıyı sevdiklerinle paylaş:
Yazan
Sezer İltekin
Yazıya bir yorum yap

28 Yorum
  • Senden duyup sırf merakla açtığım, en fazla 1 ay kullandığım bişey Twitter. Gerçekten anlamıyorum hayatım :)

  • Herkes sesini bloglarından duyurabilecek kadar üst seviye kullanıcı değil tabiki. İnsanlar bir şekilde sinirlendikleri ve beğendikleri olaylarla ilgili tepki ve beğenilerini duyurmak ve paylaşmak istiyor. Eline verilen 140 karakterse bunu o 140 karaktere sığdırmak zorunda. Türkiye’de ki bilgisayar kullanıcılarını gözünüzde büyütmeyin. Zira birçoğu ancak bilgisayarı açıp, internet explorer a girmeyi öğrenmiş. Böyle olunca explorer dan sonraki adım facebook ve twitter oluyor. O insanlar da bu kendi “imkansızlıkları” içinde 140 karaktere mahkum oluyorlar. Yapabildikleri bu, kızmamak lazım.

  • Bende sana bir soru sorayım.

    Senin bu yazıyı yazman kimin umrunda!

    Yazıda ki kişinin yaptığını sen 140 karakterden daha fazla bir şekilde yapıyorsun.Aranızda ki fark bu.Her şeye kimin umrunda diye yaklaşırsak her şeyi sıfıra indirgemiş oluruz.

  • Sezer iltekin;
    Tek kelimeyle süper cevaptı.

    Şapşal Koala;
    Gerçekten doğru bir tespit, seninde dediğin gibi bilgisayarın power düğmesi ve internet explorer bilgisi bu tür insanları bilgisayar uzmanı konumuna getirmeye yetiyor. Bir zamanlarda winampla msn yeter bana diyen bir kitle vardı, aynı telefon alo desin yeter mantığıyla gidipte en son model telefon alan büyüklerimiz olduğu gibi.

  • Bende sizi katılıyorum.Neden bu kadar ün kazandığını anlamıyorum.Sadece sitem için sosyal ağlardan biri olarak kullanıyorum.Bundan daha yararlı siteler olduğunu düşünüyorum.

  • Kendimizi sınırlamaktan başka bir şey değil. Zaten kıt olan cümle kuramama becerimiz bu site ile tamamen ortadan kayboluyor. Yazık ki bizlerde kullanmaktan geri kalmıyoruz..

  • Üşengeçlikten kaynaklanan bir olay Twitter. Üşendiğimiz için bloğa yazı yazmıyoruz , tutuyoruz twitter’a bir iki şey karalıyoruz. Hoş twitter’ı şimdi uyandım , şimdi evden çıktım , Allahım çok sıkıştım, tuvalet nerde lan gibi kullananlar da var.Twitter’ı bana soranlara Facebook ne düşünüyorsun bölümü , ama sadece o kısım başka birşeyi yok diye cevap veriyorum…

  • Şahsen ben de bu twitter olayından etkilenmiş biri olarak yorumluyorum yazıyı. Bazen derdimi çok kısa bi cümleyle anlatabiliyorum. Tabi ki tuvalete gittim, yatıyorum, kalkıyorum bunları saymayalım. Bu şekilde cümlelik ifadeler blogda yer alırsa da yazıyı kısa tutmak gerekiyor. Bu nedenle twitter hesabımı açtım. Şu an onunla aramızda bir sorun yok :) Ama yazınız birçok açıdan tartışılabilir. Destek vermedim de değil. Belki özentidir fakat, kendime kabul ettiremiyorumdur. Gayet mantıklı.

  • Twitter kullaniyorum cunku televizyon izlemiyorum o kadar bos vaktim olmuyor. Haber almak icin kullaniyorum.

  • Halkla ilişkiler departmanı iyi çalışıyor, başarının sırrı bu bence. Türkler meraklı insanlardır, özentidir bunu anlarım ama Twitter’ın dünya çapında ün kazanması bence de garipsenecke bir durum.

  • Twitter’ın neden popüler olduğunu anlamayanlar twitter’ı kullanmayı bilmeyenler oluyor genelde. :) “Su içiyorum”, “Nefes alıyorum” gibi mesajlar yazan gereksiz insanları takip ederseniz tabii ki twitter’ın nesi var böyle takip edilecek diyebilirsiniz. Haber sitelerini, teknoloji editörlerini, gazetecileri, yazarları, karikatüristleri izleseniz, yani söyleyecek şeyleri olan insanları izleseniz size bu kadar boş gelmez. Mesela daha dün Julian Assange’ın davası twitter’dan canlı olarak yayınlandı 3 gazeteci tarafından.(Ki dünyada bir ilkti bu.) Cüneyt Özdemir de Türkçe’ye çevirip yayınladı twitter hesabından. Birkaç saat sonra bbc veya ntv’den kısa özet okumak yerine bu gazetecilerin attıkları tweetler sayesinde olayı kendim takip ettim birebir. Ne güzel değil mi haberi ilk elden almak.

    Daha sıcak bir örnek: Bir harddisk modeli için bilgi lazımdı. Hemen sordum beni izleyen arşivci arkadaşlarıma ve öğrendim nasıl olduğunu. Bizzat o modeli kullanan biri tarafından.

    Bu kadar popüler bir siteye tek açıdan bakıp “işe yaramaz” demek biraz saçma açıkçası.

  • Ben de twitter a kılım ama otomatik reklamlama açısından api’si çok elverişli. Yani bu beğenmediğiniz ortam iyi bir reklam pazarı ve kazanç kapısı aslında benim için. Kendi twitter hesabım yok tabiki ama reklam bazlı bir sürü hesabım var ki, bu şekilde kullanan kişi sayısı da azımsanacak gibi değil.

    “Twitter nasıl büyümüştür”ü de yazmışsınız zaten. Benim daha çok hayranım , beğenenim olsun olgusuyla. E tutan iyi bir proje bence. Anlamsız ama insanoğlunun beğeni sevdasını iyi kullanmış bi proje. Mikro blogging deniyor zaten bu sisteme yani kişi mikro blogluyor, keyfi bilir. Ama bu kişilerin çoğu yazar, şair olmadığı için 140 karakterle tabiki harikalar yaratamıyorlar ve bu da bizim gibileri rahatsız ediyor.

    Son olarak yazım kurallarına önem vermene bayıldım ancak Türkçe’de tüm şey’ler ayrı yazılır. Her şey de ayrı yazılır.

    Sağlıkla kal

  • Merhaba Cihan, güzel yorumun için teşekkürler. Söylediklerinin tamamına katılıyorum. “Her şey” konusunda haklısın, ben de sonradan farkettim. Ama yıllardır bize her şey‘in bitişik yazıldığı öğretildi. Bu “şey”lerin ayrı yazılması durumu birkaç yıl önce kabul gördü sanırım. Ya da bizim öğretmenlerimiz hep yanlış biliyordu, ne bileyim …

  • Aslında ben de bunu zaman zaman düşünüyordum. Bazen anlayabiliyorum bazen de zor. Facebook nasıl yayıldıysa bu da aynı. Bir merakla başlıyor ve gidiyor.

  • twitterda follow sayısı facebookta fotoya yapılan yorum ve foto sayısı. İnsanların egosu zaten bundan ibaret değilmi?

    hepsinin altında yaşanamamamış hayatlar yatıyor.

  • Twitter’in iletişimdeki güzel yönlerini anlatan arkadaşlarımız olmuş , ee tabiki hak vermemek mümkün değil. Ama twitter deyince benim aklıma ne yazık ki, oramı buramı çok beğenmişler diyen Ebru şallı ve onun benzerleri geliyor. Böyle oluncada aman ne gereksiz diyesin geliyor.
    Twitter’i anlamlandırabilme cabasına giren herkese sonsuz sevgi saygılar :D

  • mail adresimi ekleyip ne kadar  doğru bi seçim yaptığımı anladım.böyle güzel bloglar sayesinde gazete koşe yazarlarını okumaktan vazgeçtim yeminle.gerek facebook gerek twiter aynı mantık icinde katılıyorum.Bilmem katılırmısınız sözlük denen birsey var itü,eksi vs.. ne yazarlar var doğru yanlış haklı haksız en azından 140 karakter sınırlaması yok :) keşke bunlar twiter facebook kadar popüler olsa

  • Kesinlikle haklısınız. Bu da ayrı bir yazı konusu fakat ben sözlük yazarlarının da kendilerini sözlüklerde harcadıklarına inanıyorum. Girilen entry’ler silinmiyor olsa da arka sayfalarda unutulup gidiyor çünkü.

  • kurucuların manifestosuna baktığımızda aslında çok şey söylemek değilde tweetlemek “cıvıldamak” niyeti ortaya çıkarıyor. Haber ve mağduriyet açısından son derece etkili. Telefonda ahkam kesip sizi kale almayan markalar haklarında hastagleyip tweetleyince peşinizden koşuyorlar. Yoksa 140’tan karakter bile olmaz (: çarşı 140 karaktere karşı..