Uludağ’da Kaybolan İki Amatör Dağcıya Dair Düşüncelerim

1 Aralık 2019 günü Uludağ’da zirve yürüyüşü için yola çıkan iki amatör dağcı Mert Alparslan ve Efe Sarp, bu yazıyı yazdığım gün itibarıyla tam 17 gündür kayıp durumdalar. Konuyu ilk günden bu yana kısıtlı kaynaklardan takip etmeye çalıştım. Kısıtlı diyorum çünkü bu olay Ekşi Sözlük dışında bildiğim herhangi bir mecrada yeterince yer bulmadı. Ekşi Sözlük’teki 2 aralık 2019 uludağ’da kaybolan dağcılar başlığında konuya dair somut bilgiye rastlamak zor olsa da başlığa yazılanları uzun uzun okuyup kafanızda bir şeyler canlandırabilmeniz mümkün. Ben öyle yaptım.

Kayıp arkadaşlardan en az biri daha önce Uludağ zirvesine çıkmış. Efe Sarp’ın zirvede çekilmiş şöyle bir videosu var. Bir şeyi bir defa başarınca gelen o özgüven sanırım bu arkadaşların başına iş açmış. Kış ortasında karlı bir dağa çıkmakla sıcak bir havada kuru toprağa basarak -doğa yürüyüşü yapar gibi- dağa çıkmak çok farklı şeyler. Elbette bunu onlar da biliyordu ama dedim ya o özgüven insana çok yüksek bir motivasyon veriyor.

Profesyonel değiller, ekipmanları yeterli değil ama zeki insanlar olduklarını düşünüyorum. Bu da ilk günlerde bir şekilde kurtulacaklarını düşünmeme sebep oldu. Aradan 10 gün geçince umudumu yitirmeye başladım. Bugün ise 17 gün oldu. Ne canlı ne cansız bu iki arkadaşa hala ulaşılamadı. Birinin kırmızı montu, üzeri kar kaplı olmadığı halde bulundu. Montun cebinde yedek olduğu beyan edilen bir de bere vardı. Bu monta yaklaşık 70 metre uzaklıkta derenin içine saplanmış vaziyette bir de baton bulundu. Peki Mert ve Efe’ye ne olmuş olabilir? Genel tahminler üzerinden düşüncelerimi sizinle paylaşmak istiyorum.

Bir mağaraya saklanmış olma ihtimalleri var mı?

1995 yılında Kartalkaya’da kaybolduktan 10 gün sonra sağ kurtarılan Amerikalı Yarbay Mike Coillard ve oğlunun hikayesi bence her zaman bir umut olduğunu kanıtlar nitelikte. Bu ihtimal ilk günler için mantıklı geliyordu fakat aradan bu kadar zaman geçmişken ve arama kurtarma ekipleri bilinen tüm mağaraları kontrol etmişken (öyle olduğunu umuyorum) maalesef ihtimalin gerçekçiliği azalıyor. Ayrıca bir mağaraya saklanmış olsalardı bile yanlarına aldıkları erzak bu kadar zaman yetecek miydi? Kar yağışı tamamen durup güneş açtığında dışarı çıkıp en yakın yerleşim yerine gitmeye çalışmazlar mıydı? Okuduğum bazı yorumlardan mağaraların iç sıcaklıklarının dışarıya göre oldukça yüksek olduğu bilgisini edindim. Eğer böyle ise ve sağlıklı bir şekilde mağaraya ulaştılarsa hayatta kalmaları olası. Bu durumda da yiyecekleri tükendiğinde çıkıp avlanmaları, ilk fırsatta dışarıda bir ateş yakmaları ve arama kurtarma ekiplerine bir işaret vermeleri gerekirdi. Bu durumda bir mağaraya sığındılarsa bile oradan çıkmaya imkan bulamadıklarını anlıyoruz.

Bulunan mont ve batonun hikayesi

Kayıp olayına dair tek ipucu Küreklidere olarak adlandırılan yerde bulunan mont ve baton olunca insan ister istemez onlar üzerinden bir senaryo kurma gereği hissediyor. Bu yüzden bu iki eşya üzerine çok şey yazıldı. Kırmızı montu ve batonu bir işaret bırakmak amacıyla arkalarında bıraktıklarını düşünenler var. Kırmızı mont renginden dolayı mantıklı olabilir diyelim fakat dere içindeki batonu anlamak çok zor. Çünkü o soğukta o batonun oraya saplanabilmesi için buz gibi akan dereye girilmesi gerekir. Özellikle dereye girdi çünkü kar yağsa bile dere aktığı için batonun üzeri karla kaplanmayacaktı diyenler var. Gerçekten kulağa mantıklı geliyor fakat dediğim gibi o soğukta dereye girmek intihar olurdu. O anki psikolojiyle yapılmış olamaz mı? Olabilir elbette. Monta gelecek olursak, tek düşmanınızın soğuk hava olduğu bir anda, sizi soğuktan koruma ihtimali olan ilk eşyayı bırakmak da çok akıllıca gelmiyor bana. Yedek montu veya yedek beresi olduğu söyleniyor. Öyle bile olsa bırakılmaz o mont. Hipotermi ihtimalini ortaya atanlar da var. Hangisi doğru şimdilik bilemiyoruz.

Arama kurtarma çalışmaları yetersiz mi?

Nasıl olur da bu kadar zaman bulunamaz bu adamlar diyorlar. Sizce haklılar mı? Ben Uludağ’ın büyüklüğünü kestiremiyorum, konuya dair yeterli bilgim de yok fakat arama kurtarma ekiplerinin işlerini hakkıyla yaptıklarını düşünüyorum. Kendi can güvenliklerini göz önünde bulundurarak belli bir saate çıkıp, belli bir saatte dönmeleri gerekiyormuş. Bu da sadece günün aydınlık vaktinde, kısa bir zaman diliminde arama yapılabildiği anlamına geliyor. İnsani kaynaklarda sorun yok fakat 2020 yılında teknoloji bu kadar mı yetersiz? Yani bilemiyorum ne yapılabilir fakat iki insanın, büyüklüğü belli bir alan içinde 17 gün boyunca bulunamıyor olması bana insanlık olarak çok geride olduğumuzu düşündürüyor. O adamlar orada bir yerde ama bulamıyoruz. İşe bak.

Uludağ’da vahşi hayvan var mı?

Evet varmış fakat bölgeyi biliyorum diyen birçok kişiden vahşi hayvanların bu dönemde kimseye saldırmadığı yorumunu duydum. Vahşi hayvandan kasıt ayı ve kurtlar. Ayıların kış uykusunda olduğu, kurtların ise bahara doğru köylere indiği – yiyecek aradıkları söyleniyor. Bulunan montta da herhangi bir yırtık-sökük olmadığı söyleniyor. Bu durumda vahşi hayvan saldırısı ihtimali ile mont arasında bir bağlantı yok gibi görünüyor.

Bazı insanlar gerçekten kötü

Konuyla ilgili yorumları, entryleri okurken insanlığınızdan utanabilirsiniz. Onlar öldü artık duyar kasmayı bırakın yazan mı dersiniz, iki tane beyaz yakalı için bu kadar masraf yapılır mı yazan mı dersiniz? X olunca bu kadar konuşmadınız y olunca konuşuyorsunuz diyen mi dersiniz? Nefret kusmak için sebep arayan insanlar bunlar. Konu fark etmez. Ama hayatta her şey insan için. Evet, benim verdiğim vergiyle gerekirse değil 17 gün, 365 gün bu adamlar aranmalı. Çünkü onlar bu toplumun bir parçası, aileleri, sevdikleri, arkadaşları var. Her şeyden önce onlar insan. Bu bütün imkanların kullanılması için yeterli bir sebep değil mi?

Konuyla ilgili hislerim

Üzgünüm. Tanımadığım iki kişiyi tanıyormuş gibi üzgünüm. Gözüm sürekli onlardan gelecek haberde. Gece sıcak yatağıma yattığımda aklıma geliyor. Şu anda nasıl bir yerdeler diye düşünüyorum. Küçük bir ihtimal bile olsa yaşıyor ve üşüyor olduklarını düşünüyorum. Ailelerinin hali aklıma geliyor. Çok zor olsa gerek. Onlara sabır diliyorum Allah’tan. Konuyla ilgili yazacak çok şeyim var, anlatılacak çok detay, üzerinde durulabilecek çok ihtimal var fakat daha önce söylenmiş şeyleri tekrar etmek istemiyorum. Onlardan bir haber bekliyorum ve o haberi aldığımda bu yazıyı güncelleyeceğim.

Onlara ne olduğu ile ilgili tahminim

Ben mont ve batonun bilinçli olarak bırakıldığını düşünmüyorum. Her ne ise başlarına bir olay geldiğini ve bulunan eşyaların bu olayla ilgili olduğunu tahmin ediyorum. Elbette bunu benden önce düşünmüş ve oralarda arama yapmışlardır fakat montun bulunduğu yere yakın bir kuytuda – boşlukta ve kar altında bulunacaklarını, montun hipotermi sebebiyle çıkarılmış olabileceğini ve iki arkadaşın yan yana bulunacaklarını tahmin ediyorum.

Hipotermi, 37 °C olan normal vücut sıcaklığının, 35 °C’nin altına düşmesi halinde meydana gelen rahatsızlık. Bir insanın ısı kaybı başladığında vücudun standart ısı seviyesi düşer. 32-35 derecede bilinç kaybı, daha aşağı düşüşlerde ölüm gerçekleşir.

Vikipedi

Uç hipotermi vakalarında en az “nihai sığınma” davranışı kadar ilginç diğer bir durum da “paradoksal soyunma”dır. Paradoksal soyunma, daha fazla beden ısısı kaybına yol açacak şekilde kurbanların üzerlerindeki kıyafetlerin çoğunu ya da tamamını çıkartmasıdır.

Kaynak:
Hipotermi Hastalarında Görülen Tuhaf Psikolojik Etkiler: ”Soyun ve Sığınak Ara”!

Umarım tahminim yanlış çıkar ve sağ salim bulunurlar. İşte o zaman adlarını dünya tarihine yazdıracaklardır. Konuyla ilgili “bu işin içinde bir iş var” gibi dedikodu kategorisindeki boş muhabbetlere ve aslında kaybolmadıkları, kasıtlı bir ortadan kaybolma olayı olduğu ile ilgili iddialara hiç girmiyorum. Bu konunun herkes için bir ders niteliğinde olmasını ve bu gibi durumların bundan sonra yaşanmamasını diliyorum.

kapak fotoğrafı vardan harutyunyan on Unsplash
Bu yazıyı sevdiklerinle paylaş:FacebookTwitterWhatsApp
Yazan
Sezer İltekin
Yazıya bir yorum yap

7 Yorum
  • Umarım hayatta kalmayı başarmışlardır. Ekşi Sözlük ve türevlerini sevmeyişimin nedenini burada kısmen işlemişsin. Bazılarımız, iyi cümle kurabilmeyi ve manipülatif olabilmeyi bir tür insani üstünlük zannettiği için adeta özgüven zehirlenmesi yaşıyor. Bu tür insanlardan ekşisözlükte bolca var. Dağcılar için üzüntü, ekşisözlükteki yazarımsılar için acıma duygusu hissediyorum.

  • Çok çok tuhaf bir durum. İnsanın aklına ister istemez her olasılık geliyor. Dile kolay neredeyse 3 hafta oldu. Hayatta olmaları çok olası değil.
    Kendimi onların yerine koyuyorum. O kadar eğitim almama rağmen karla kaplı bir dağda mümkün değil bu kadar zaman hayatta kalamam.
    O mont oraya öylece bırakılmaz. İşaret bırakıcaksan bıçak ile parça parça keser bırakırsın. Yanlarında bıçak olmaması mümkün değil. Baton yürüyüşte 3. Bacak gibidir. Hiç bırakılmaz. Hele o şekilde derede filan. Ekipler o dağı karış karış bilen insanlar. Bunca süre bulunamamaları çok düşündürücü. Telefonlar çok büyük bir bölgede çeker diye düşünüyorum. Sonuçta çok yoğun kullanılan bir bölge. Güvenlik kameralarında göründükleri saat ile son sinyal alınan saat arasında 1,5 saat var diyorlar. Ve son sinyal alınan yerde telefonlar çekiyor. Çok tuhaf

  • Üzüldüğüm ve üzdüğü için kendime başarıyla unutturduğum olaylardan birisi oldu bu olay. Arama çalışmaları konusunda çevre illerden destek geldiğini de okumuştum en son. Umarım en kısa zamanda ulaşılır onlara ve yine umarım ki sağ salim..

  • Öyle çok söylenecek söz var ki… Başta kader… Sonra tedbir tevekkül boyutu ama en üzen iki insanı kaybetmek ve geride kalanların acısı. En can sıkan ise ekşi sözlükte yazılıp çizilen duyarsız tayfanın aslında etrafımızda da bolca olduğu gerçeği.
    Bu yorumu yazdığım sırada dağcıların ölü bedenlerine ulaşıldığı ve hipotermi olasılığı yüksek ifadeleri vardı haberde.
    Allah rahmet eylesin, yakınlarına da sabır versin.

  • Bu tarz riskli yolculukta kendini güvence altına almadan çıkmayacaksın. İki kişi bu durumlarda yetersiz oluyor. Ve tehlike çanları çalmaya başladığında ne yapıp, ne yapmayacağına karar vermelisin. Başımız sağ olsun.

  • Yakınlarına sabır diliyorum. Kendilerinin bedenleri yaklaşık 9 gün önce kanyona yapılan dalışlar sonrası dalgıç ekipleri tarafından bulundular.Keşke biraz daha dikkatli olsalarmış ama artık çok geç üzücü bir durum diyecek pek birşey yok. Allah rahmet eylesin.