Genel Kültür Günlük

Bu Hafta Ne Öğrendim #02


Ankara’da bulunan Esenboğa Havalimanı’nın adı Yıldırım Beyazıt ve Timur Han arasında geçen Ankara Savaşı’nda kumandanlık yapmış “İsen Buga “dan geliyormuş. Yıllardır diyordum, esmek ve boğanın ne gibi bir bağlantısı olabilir diye…

Biliyorsunuz, satrançta vezir her yöne hareket edebilen bir taştır. Meğer eskiden vezir her yöne hareket edemiyormuş. 1475 Yılında İspanya Kraliçesi Isabella “olmaz öyle şey” deyince, vezir her yöne hareket edebilen bir taş haline gelmiş.

Fransız yazar Balzac akşam 6’da uyuyup, gece 1’de uyanıyormuş. Bununla birlikte Franz Kafka, Gustave Flaubert ve Pablo Picasso üçlüsü tam bir gececi tayfaymış. Onlar gibi önemli adamların zamanı nasıl kullandıklarını ve günlük hayatlarını hangi aktivitelerle geçirdiklerini şu siteden öğrendim.

Pet su şişelerinin üzerinde bulunan son kullanma tarihi, suyun değil, şişenin son kullanma tarihiymiş.

Bir zamanlar Afganistan’da Taliban rejimi uçurtma uçurmayı yasaklamış. Sebebi de gökteki meleklerin rahatsız olmasını engellemekmiş. Hatta yıllardır adını duyup da okuyamadığım Uçurtma Avcısı adlı kitap da bu konuyu ele alıyormuş.

Kütahyalı, ikinci lig takımlarından Tavşanlı Linyitspor takımının takma adı Meteorlar‘mış. Futbolla pek aram yoktur ama konu astronomi olunca Tavşanlı Linyitsporlu olmamak elde değil. Bugüne kadar gördüğüm en karizmatik takma ad.

İnsanların, öldükten sonra 3 gün daha saç ve tırnaklarının uzadığı bir yanılgıymış. Saçların ve tırnakların uzuyor gibi görünmesini sağlayan şey, öldükten sonra insan vücudunun su kaybetmesi ve buna bağlı olarak derinin sıkılaşarak çekilmesiymiş.

Kablosuz ağ yerine kullandığımız Wi-Fi kelimesindeki Wi, wireless (kablosuz) demek iken, hemen yanında duran Fi‘nin bir anlamı yokmuş. O Fi’nin orada olmasının tek sebebi, Wi-Fi kelimesinin fonetik olarak, bir müzik terimi olan Hi-Fi (High Fidelity – Yüksek Sadakat) kelimesine benzemesiymiş. Bu arada müzik grubu olan Yüksek Sadakat’in de nereden geldiğini anlamış oldunuz, hadi yine iyisiniz.

Puding, içeriğindeki nişasta sayesinde kurşun geçirmiyormuş. Puding malzemeleri, yani suyla karıştırılmış nişasta ani bir tepkiyle karşılaştığında tıpkı katı bir madde gibi birbirine giriyormuş ve baskı uzaklaşınca da akışkan haline geri dönüyormuş. İnanması güç, o yüzden sizin için bir de video buldum.

Bu hafta, yani 16 – 22 Mart 2015 tarih aralığında ancak bunları öğrenme şansım oldu.

O kadar yoğun çalışıyorum ki bu hafta hiç yazı yazamadım. Hatta bir an bu haftayı pas geçmeyi düşünsem de bu hafta ne öğrendim serisine henüz yeni başladığım için bozmak istemedim. Hafta içi çalıştığım beş günün üzerine bu hafta cumartesi – pazar günleri de çalışıyor olmama rağmen, hem güçsüz hafızamın telafisi için hem de sayınız az da olsa benim için çok değerli olan siz arkadaş ve okurlarım için oturup bunları yazabildim.

Gün geçtikçe artan yorum sayıları beni mutlu ediyor, aklınızda bulunsun.
Sevgiyle.

Yazar Hakkında | Sezer İltekin

2008 yılından bugüne tam 10 yıldır blog yazıyorum. Bilgisayar, hayatımın vazgeçilmez bir parçası. İmkanı olsa kod yazarak hayatını idame ettirmek isteyen, kamuda bilgi işlem sorumlusu olarak çalışan 30 yaşında bir adamım. Evliyim ve 3 yaşında Emir adında bir oğlum var. Bir tanesi lisans, dört tanesi önlisans olmak üzere birbiriyle ilgisiz 5 üniversite bölümünden mezun oldum. Şu anda Açıköğretim Web Tasarımı ve Kodlama bölümü ikinci sınıf öğrencisiyim. Diploma biriktirmek için değil, ölmeden önce olabildiğince çok şey hakkında bilgi sahibi olabilmek için okuyorum. PHP, dronlar, fotoğrafçılık, karıncalar ilgi alanlarımdan bazıları. Daha fazlası için: Ben Neymişim »

14 Yorum

  • Öncelikle pet şişe olayını okurken güldüm. Bu zamana kadar ben öyle sanıyordum, meğerse değilmiş. Wi-Fi olayında da ‘vayrılısı’ demesi zor geldiği için tercih edilen bir kelime. Kolaylık olsun diye -Fi eki getirilmiş olması mantıklı bir durum.

    Ve bence her hafta yazma zorunluluğu hissetmemelisin. Bir yerden sonra yazmak zorunda olduğun için yazıyormuşsun gibi gelir. Bilgiler biriktikçe paylaşman daha iyi ve eğlenceli olur. İşi zevkli hale getirmek lazım bence :)

    • Merhaba Furkan. Zorunluluk hissinin kalitesiz yazılara sebep olabileceği konusunda sana katılıyorum fakat eğer erteleme alışkanlığıma bir konuda sınır çizmezsem, bunun bir haftayla sınırlı kalmayacağından eminim. Benim vazgeçilmez kanunum eylemsizlik. Yani durursam hep dururum, hareket edersem hep ederim :)

  • Bu hafta ne öğrendim ? serinizi ilk okuduğumdan beri her gün 5-10 kez blogunuzu açıp güncelleme var mı diye bakıyorum.

    Aslında sadece neler öğrendiğinizi takip etmek amacından çok yeni neler var diye de girmeye başladım.

    Geçen sefer yaptığım yorum gibi yine tarzınızı ve farkınızı koymuşsunuz.

    Paylaştığınız bilgilerde gayet güzel.

    Bizler yeni yazılarınızı görmeyi sürekli isteriz ancak elinizde olmayan sebepler ile yazamazsanız dahi şahsen ben yeni yazınızı siz yazana kadar beklerim.

    Yine yazınız harika hocam.

  • Esenboğa ismine ben de çok takılıyordum. Ayrıca kütahyanın isminin geçmesi beni memnun etti (:
    Bugün akşam 6 sularında beylerbeyi trafiğindeyken bi kahvenin camındaki “Wi-Fi” yazısı dikkatimi çektim. Vay, kablosuzdan geliyor da fay nerden geliyor acaba diye akamayan trafik boyunca düşünüp bi’ cevap bulamamıştım.

    Teşekkür ederim bu bilgilendirme için, bu seri bize çok şey katacak :)

  • Ankara’lı olarak bende öğrenmiş oldum Esenboğa’nın anlamını :) Bilgiler için çok teşekkürler. Her gün yeni bir şey var mı diye bakıyorum. Alışkanlık haline geldi bende de. :)) Ayrıca Uçurtma avcısını kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Kolay gelsin..

Yazı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?


Önemli: Ticari (SEO) amaçlı yorum backlinkler cüzi bir ücret karşılığında onaylanmaktadır. Ayrıntılı bilgi için buraya tıklayın.