Jackie Mason

Bankalar ve Operatörlerin E-Fatura Samimiyetsizliği

Birkaç gündür cep telefonu operatörüm tarafından e-faturaya geçmem konusunda sürekli rahatsız ediliyorum. Bundan önce de bankalar ve yine o malum operatör tarafından e-fatura kullanmam konusunda mesajlar almış ve aranmıştım fakat bu defa başım büyük belada. Adamlar arıyor, telefonu açıyorsun “lütfen bekleyiniz” diyip fon müziği çalıyorlar. Sonra sanki ben aramışım gibi hatunun biri çıkıp “size nasıl yardımcı olabilirim” diyor. Siz beni aradınız diyince jeton düşüyor ve başlıyor e-faturanın ne kadar yararlı bir şey olduğunu anlatmaya ve beni ikna ettiğini düşündüğü anda son bombasını da patlatıyor: “E-faturaya geçerseniz her yöne 100 dakika hediyemiz olacak!”

Herkes e-fatura uygulamasının ne olduğunu az çok biliyordur, bilmeyenler için tek cümleyle özetlemek gerekirse, normalde posta yoluyla gönderilen kağıt faturanın, abone ya da müşterilere elektronik ortamda (e-posta ile) ve genellikle PDF formatında gönderilmesidir.

Yedi gün yirmi dört saat e-posta kullanan bir insan olarak, elektronik fatura aslında hem işlerimi kolaylaştırır, hem de faturalarıma istediğim anda ulaşmamı sağlar. Fakat ben ısrarla e-fatura kullanmayı reddedip, özellikle kağıt fatura talep ediyorum. Sebebine geleceğim. 2014 yılındayız ve bana sorarsanız bu çağda bırakın faturayı, gazetelerin bile kağıda basılması ağaç katliamından başka bir şey değil. Çalıştığım yerde günde yüzlerce yaprak a4 kağıdı israf ediliyor. Çoğu zaman tek bir tuşla tüm iş arkadaşlarıma gönderebileceğim 15 sayfalık bir belgeyi -kimsenin okumayacağından emin olduğum halde- yapmak zorunda olduğum için, fotokopi makinesinde 20 defa çoğaltıp dağıtıyorum. Çünkü insanlar hala e-posta diye bir şeyin varlığını kabul edememiş gibi görünüyor. Burası, e-posta gönderdikten sonra, gönderdiğiniz kişiyi arayıp “size bir e-posta gönderdim okur musunuz?” denilen yer.

Bu yazıyı yazmamın sebebi de aslında bu şekilde düşünüyor olmama rağmen, neden kağıt fatura talep ettiğimi size anlatmak ve bu konu ile ilgili düşüncelerinizi öğrenmek. Aşağıdaki fotoğraftan da anlaşılacağı üzere, hiçbirini açmıyor dahi olmama rağmen ısrarla kağıt fatura talep etmemin sebebi, bu koca koca, milyon dolarlık şirketlerin, “çevreyi koruyalım, ağaçlar kesilmesin, kağıt fatura istemeyip bu katliamı durdur :(” ajitasyonu yapması ve dolaylı yoldan biz müşterileri salak yerine koyması.

Kağıt Faturalar
Geri dönüşüme katılmayı bekleyen açılmamış “kağıt” faturalarım.
Doğa sevgisi mi, para sevgisi mi?

Elektronik fatura almanız karşılığında bu şirketler size müthiş ve paha biçilemez armağanlar sunar. 100 dakika hediye, 30 sms verelim, kredi kartınıza 5 TL puan yükleyelim gibi bir defaya mahsus vaatler ile doğayı birer süper kahraman gibi korurlar. Peki bu şirketlere işi gücü bıraktırıp, onları doğayı korumaya iten güç nedir? Ben söyleyeyim: Gönderilmeyen fatura başına ceplerinde kalan minimum 2 Türk Lirası. Bir adet faturanın basılması, yazdırılması, postalanması ve arşivlenmesi bu şirketlere yaklaşık 2 liraya mal oluyor.

Yaptığım küçük bir araştırma [1] [2] sonucu abonesi olduğum operatörün ülke genelinde 14,12 milyon abonesi olduğu, abonelerinin %44,2’sinin faturalı hatta sahip olduğu ve bu operatörün abone başına aylık gelirinin 22,52 Türk Lirası olduğunu öğrendim. Buradan çıkan sonuç şu ki bu operatörün ben dahil 6,2 milyon faturalı abonesi mevcut. Şimdi şöyle bir sayılarla oynayalım:

  • Tüm abonelerin e-fatura kullanması durumunda, her ay 12,4 milyon TL (eski adıyla 12,4 trilyon) bu şirketin cebinde kalır.
  • Bir yaprak kağıdın yaklaşık 5 gr olduğunu ve 1 ton kağıt için 17 ağaç kesildiğini baz alırsak, bu şirketin tüm abonelerine kağıt fatura göndermesinin doğaya bedeli tam 263 ağaç olacak. Zarfları da birer yaprak kağıt olarak hesaba katarsak bu sayı 526 ağaç eder.
  • 12,4 Milyon TL ile TEMA Vakfı aracılığıyla (fidan başına 5 TL’den) tam 2 milyon 480 bin fidan dikilebilir.
  • TEMA Vakfı 81 İlde 81 Orman Projesi kapsamında 5 yılda 3 bin futbol sahası büyüklüğünde 1.500 hektar alana, 2 milyon 205 bin fidan dikebilmiştir.
Şirketler samimi ise ne yapmalılar?

Sayılar gün gibi ortadayken, en küçük fırsatta dahi cebimizdeki son kuruşa göz diken bu doğa aşığı(!) şirketler ne yapmalı? Yapılması gereken, e-faturaya geçen müşterilerine, fatura masrafı olan 2 TL’yi her ay iade etmeleri. Ortada masraf yoksa, tasarruf edilen para, faturayı göndermeyene değil, e-fatura almayı tercih edene ait olmalı. Bu sayede hem ağaçlar kurtulmuş olur, hem de tüm aboneler e-faturaya geçer. Şirketin istediği de bu değil miydi?

Bir başka seçenek ise e-fatura almayı tercih eden müşterilerden yapılan tasarrufun, kağıt fatura tercih eden müşterilerin yok olmasına sebep olduğu kadar ağaç dikmek! Diyelim ki müşterilerin yarısı e-faturayı tercih etti. Tasarrufun miktarı 6,2 milyon TL. Kesilen ağaç sayısı 263. Kesilen ağaçların yerine dikilecek fidanların maliyeti ise yalnızca 1315 TL. Yani müşterilerin yarısından elde edilen tasarrufla, kesilen ağaçların 4714 katı fidan dikilebilir! Bu arada faturaların yanına iliştirdikleri reklam broşürleri de çok sevdikleri ağaçtan imal ediliyor, yazık.

Biz ne kadar samimiyiz?

Tüm bu yazdıklarımın bir sonucu olarak, bu dev şirketlerin ağacı falan değil, tasarruf ettikleri milyon liraları hesap ettiği gün gibi ortada. Bu şark kurnazlığına tepki olarak kağıt fatura alıyor oluşumu, aldığım faturaları ve gazeteler dahil kullandığım diğer kağıt ürünlerini geri dönüşüme kazandırarak bir şekilde telafi ediyorum. Eğer siz de e-faturaya geçerek ağaç kurtardığınızı düşünüyorsanız, şimdi durup bir kez daha düşünün.

Görsel: http://www.geckoandfly.com/make-money-online/
Bu yazıyı sevdiklerinle paylaş:
Yazan
Sezer İltekin
Yazıya bir yorum yap

9 Yorum
  • Önümüzdeki günlerde veya haftalarda, bu yazına rastgelen, okuyan bir fatura sahibi şirket olursa canımın içi, sonumuz ne olur bilmiyorum?! Büyük bir yolsuzluğu ortaya çıkarmışsın ;D

  • bahçe işleriyle uğraşmayı seviyorum. az önce 4 adet gül tohumunu çimlendirmek üzere dolaba attım. 4 adet dediğim 4 farklı gül. onun dışında bir adet nar ve 1 adet büyük ceviz ağacı bulunan bir bahçemiz var güller hariç. Bunları sizi ve bahçesi olmayanları kıskandırmak için yazıyorum. Sevgiyle kalın.

  • agac konusunda samimi olduklarini dusunuyorum kagit para icinde agaca ihtiyaclari olucaklari icin kagit icin agac israf etmek istemezler

  • Benim de şahsi kanaatim sizinle aynı yönde; ağaç ve çevre değil kar elde etme ön planda. Fakat kağıt=ağaç katliamı demek ne derece doğru emin değilim. Konunun uzmanı olmamakla birlikte ülkemizde özellikle 10-12 sene gibi bir sürede kesime gelen kavak ağacı yetiştiriciliği tarımsal bir faaliyet olarak yapılmaktadır. Yani çiftçi tıpkı buğday mısır eker gibi kavak ağacı dikebilmektedir ve bunları 10-12 sene sonrasında satmaktadır. Eğer kağıt üretilmezse çiftçi de bu ağacı yetiştirmez. Dediğim gibi konunun uzmanı değilim ama bu ağaçların kesilmek için yetiştirildiğini yani çiftçinin 10 sene mısır buğday ekmekle kavak ağacı yetiştirmek arasında kendi tercihine kalmış bir seçim yaptığını söyleyebilirim. Tabi bu ağaçlar ahşap ve mobilya sektöründe de hayli revaçta sadece kağıt sanayiinde kullanılmıyor ama netice itibarıyla kesilmek amacıyla tarlalara, tarla kenarlarına ekonomik gelir amaçlı dikiliyorlar.

  • Olayın kısaca özeti şu artık bankalar ve benzer kuruluşlar kağıt masrafından kurtulmak istiyorlar. Müşterilerine de artık teknoloji çağındayız ağaçlar kesilmesin acıtasyonu yaparak uzun vadede kar elde ediyorlar. Burada yanlış anlamayın ağaçlar kesilsin vs demek istemiyorum. Bu işler için kurulmuş özel şirkeler var endüstriyel amaçlı ağaç üretip satıyorlar. Sahsen ben e-fatura istemiyordum ama bir zaman sonra dayatıyorlar mecbur geçiyorsunuz.

  • evet şirketler tamamen tasarruf yapabilmek adına böyle birşey yaptılar.
    doğru mu yaptılar? evet.
    yanlış olan tarafı tasarruf edilen paraların nereye gittiğidir. sen koca şirket olarak o parayla sosyal yardım yapmıyorsan tükürürüm böyle işin içine
    sonuç olarak: şirketler çıkarcıdır

  • Bakkallardan, marketlerden, eczaneden vb. yerlerden alış veriş yaptığımda mümkünse poşet almamaya çalışıyorum çünkü biliyorum ki ne kadar az poşet kullanırsak dünyayı o kadar az kirletmiş oluruz. Poşet almadığımda marketlerin cebine daha çok para girdiği aklıma gelmiyor, zaten umurumda da değil. Bu davranışı yapmamın tek nedeni az tüketmek ve bu şekilde devam ediyorum. Büyük şirketlerin müşterilerinden elde edecekleri her kuruş, toplamda büyük meblağlar ediyor, doğrudur. Ama burada herkes kazanıyor unutmayın. Büyük kuruluşlar bu tasarrufla daha fazla para kazanıyorlar ama öte yandan milyonlarca kağıt sayfa, boya, yapıştırıcı vb. tüketilmiyor. Hikayesi farklı bile olsa sonuç bu. Benim içim rahat. Kaldı ki bu e posta ile ekstre vb yollama mevzuları ortaya çıkmadan öncesinde bile hep bu kadar kağıt israfına deli olmuşumdur.

      • Bence enayi yerine konulcak birşey yok Sezer kardeşim, böyle hissetmemelisin, zaten ilk yorumumda da bahsettiğim gibi şirketlerin hangi zihniyetle ya da amaçla bunu yaptıklarının bir önemi yok, önemli olan davranışlarımızın ve aldığımız kararların sonuçları kime ne faydası oluyor. İnsanoğlunun gözü dönmüşlüğü, hırsları ve egosunun sonucu, filler ve çimen misali olan en çok doğaya ve bu dünyaya oluyor. Hatta sıradaki gezegenlere bile şimdiden gözümüzü dikmiş durumdayız.